RSS

AYURVEDİK YAŞAM BLOG

Daha Mutlu Olmak için Yoga Yapın!

Claire Diab Chopra Center’daki eğitimime ilk başladığımda derslerine girmek istemediğim tek hocaydı. Bu Claire’i tanıdığım için değil, yoga yapmak istemediğimden kaynaklanan bir önyargımdı. Bu dersin yoklama gerektirdiğini ve her gün sabah 08.00-09.00 ile akşamüzeri 17.00-18.00 arası günde 2 defa yoga dersine girmek zorunda olduğumu öğrenince çok bozulmuştum.Yoga’yı eziyetten ibaret olarak gören benim fikirlerimi sadece bir hafta sonra kökünden değiştirmemi ve aşağıda anlattığı bütünlüğü deneyimlememi sağlayan çok sevgili hocam ve aynı zamanda değerli dostum Claire Diab ile bu röportaj benim için çok önemli…

İçinizde yoga ile ilgili benim eski düşüncelerime sahip olan varsa bu röportaj sonrası anlatılanları deneyimlemek üzere kendinize bir şans vermenizi diliyorum. Şimdi sizleri sizleri 25 yıldır Dr. Deepak Chopra ile birlikte çalışan, Chopra Center Yoga Programları Direktörü, Asian Studies Profesörü sevgili Claire Diab ile başbaşa bırakıyorum...

 

  • Merkeziniz “Amerikan Yoga Akademisi”nin web sitesinde “yoga yaşa, bedene, şekle ve dine bakılmaksızın herkes için” der. İnsanlar neden yoga yapmalıdırlar? 

''Herkes Yoga yapmalıdır çünkü  YOGA kendinizi iyi hissetmenizi sağlar! Daha genç, daha çekici ve seksi hissedersiniz. Cildiniz daha parlak olur ve bu sağlıklı bir parlaklıktır. En önemlisi zihnen bir bütünlük hissedersiniz. Çevrenizdeki her şey ve herkesle bir bütünleşme hissi yaşarsınız, çevrenizdeki her şeyle, herkesle ve özel ilişkinizde daha anlamlı, daha eğlenceli, daha sevgi dolu ve kaygısız olursunuz. Artık İçten dışa yayılan bir iç huzura sahipsinizdir! 

               Yoga güzel bir felsefe ve yaşam biçimidir. Yoga Sanskritçe bir kelimedir. Sanskritçe kadim bir lisandır. Yoga kelime anlamı olarak “bütünleşme’’ demektir. Bedenin, zihnin ve ruhun bütünleşmesidir. Yaşamın her kesiminden insanlar bütünleşme hissini yaşayıp, bu hissi sürdürülebilir kılmak için Yoga’yı uygulayabilirler. Yoga esnekliği artırır, kuvvet yaratır, bedeninizi güçlendirir, stresi azaltır, zihninizi sakinleştirir ve arındırır ve bizde bütünsel wellbeing halini, iyi oluşun ve dengenin kapsamlı bir hissini verir. Düzenli olarak yoga uygulamaya başladığınızda öz güveniniz gelişir ve ekstra çaba göstermeden ideal dengenize ve mükemmel kilonuza kavuşursunuz.

 Yoga hayatınıza yıllar eklemek  ile ilgili değildir… O yıllarınıza hayat ekleme ile ilgilidir!

 Hayatı daha geniş bir perspektiften ve daha net olarak görmeye başlar, daha yaratıcı olur ve mutluluk, sağlık, zenginlik ve etik başarılar kazanırsınız.  Sonuç olarak…Sağlığınız Zenginliğinizdir! 

  •  Yarattığınız “Modern Yoga” stilini diğer yoga stillerinden ayıran nedir? 

            “Günümüz Yogisi için Çağdaş Yoga” benim parolamdır. Misyonum dünyada ulaşabildiğim herkese ulaşarak; yaşam tarzına bakmadan, vejetaryen, et yiyen yemeyen, sigara içen içmeyen, spor yapan yapmayan yoga’nın herkes için olduğunu, herkesin yoga yapabileceğini ve ondan faydalanacağını öğretmektir. Yoga uygulayıcıları hakkında yargıya varmaz. Benim ya da eğitmenlerimden birinin yoga dersine katılan her bir kişi yenilenmiş,  canlanmış, enerjisi yükselmiş, dingin ve rahatlamış hissederek sınıftan ayrılır. Öğrencilerim her yoga dersinde kendileriyle ilgili her zaman yeni bir şeyler öğrenirler. Yoga yaşamın tüm katmanlarını içeren bütünsel bir eğitimdir. Amerikan Yoga Akademisi tarafından yetiştirilen eğitmenler bütünsel sağlık yaklaşımı ile fiziksel, duygusal ve spirituel açıdan  eğitilerek, aynı zamanda yoga’yı mat üstünde olmadıkları zamanlarda da nasıl yaşayacakları konusunda bilinçlendirilirler. Günümüz Çağdaş Yogi'sine hareket, nefes alma, rahatlama ve meditasyon aracılığıyla bedenine, zihnine ve ruhuna özen göstermeyi öğretiyoruz…ancak o zaman spirituel özümüz gözlerimiz aracılığıyla ışıl ışıl parlayabilir. Günümüz  modern yogi’si ışıldayan ve parlayan gözlere sahiptir! 

  • Yoganın faydaları nelerdir?

               Yoganın pek çok şaşırtıcı faydaları vardır! Yoga esnekliği artırır, bedeninizi güçlendirir, stresi azaltır, zihni sakinleştirir ve arındırır ve bütünsel iyi oluşun ve dengenin kapsamlı bir hissini verir.  Düzenli yoga uygulaması özgüvenininizi güçlendirmenize, seks hayatınızı geliştirmenize yardım edecek ve sizi ideal kilonuza getirecektir. Daha genç ve daha çekici hissedersiniz. Cildiniz daha parlak olur ve sağlıklı bir pırıltı oluşur. En önemlisi içinizde bir bütünlük hissedersiniz… çevrenizdeki her şey ve herkesle bir bütünleşme hissedersiniz, etrafınızdakilerle ilişkiniz daha anlamlı, daha eğlenceli, daha sevgi dolu ve kaygısız olur. İçten dışa doğru yayılan bir iç huzura sahip olursunuz! 

  • İnsanlar yoganın yapmak için zor ve zahmetli olduğunu düşünürler. Bu doğru mudur? Ya da eğer doğru değil ise, bu kavram yanılgısını düzeltmek kolay mıdır?

İnsanlar zaman zaman yoga’nın zor olduğunu düşünebilirler çünkü yoga eğitmenleri genelde her bireyin belirgin ihtiyaçlarını farkında olmadan ya da  duruşlarla ilgili varyasyonlar vermeden ders yapıyorlar. Genelde yoga kelimesi duyulduğunda, bedenin pretzel şekline girmiş beden pozisyonları akla gelir. Eğer yoga sadece sizin ne kadar esnek olduğunuz ile ilgili olsaydı, o zaman Cirque du Soleil akrobatları dünyadaki en iyi yogi’ler olurdu! Ben 25 yıl önce yoga ile ilgili eğitmenlik eğitimi almaya başladığımda,  beni oldukça zorlayan sadece belirgin bir akış uyguluyorduk. Farklı duruşların hiç varyasyonları yoktu ve bu tüm bildiğimdi. Yoga eğitmenliğine başladıktan s ay kadar sonra onra, yoga dersinde adeta büyük bir mücadele veren katılımıcları gördüm ve  herkesin bireysel ihtiyaçlarını temel alan, onları destekleyecek ve en iyi şekilde hizmet edecek poz varyasyonları olan kendi stilimi yaratmaya karar verdim. Yoga derslerimde her katılımcının kendini rahat ve iyi hissettiğinden emin olmak için her zaman herkesi dikkatlice gözlmelerim.

 Bugüne kadar  dünyanın her köşesinde yaşayan yaklaşık 2,300 eğitmen yetiştirdim ve bu kadar  öğrenciye eğitim verdikten sonra, öğrencilerime derslerine katılan kişilere kendilerini keşfetmelerini sağlayacak şekilde yönlendirmelerinin, dersi bu yönde yapmalarının çok daha doğru neticeler doğurduğunu söyleyebilirim.

Eskiden nadiren de olsa yoga dersi esnasında ufak yaralanmalar olabilmekteydi. Artık  yoga eğitmenlerinin hem kendi, hem de katılımcıların bedenlerini daha farkında olduklarını görüyorum. Bu çok sevindirici.

 “Yoga zordur ve herekese göre değildir” kavram yanılgısı kesinlikle değişiyor! Eğer yoga eğitmenleri öğrencilerine yoga’nın “yaşamla bütünleşme’’nin bir uygulaması olduğunu, kendi bedenlerini farkına varmalarını ve de yoga’nın bir yarışma olmadığını öğretirse, işte o zaman daha çok yoga yapan insanlar görebiliriz! 

  • Günümüzde yoga eğitmenliği çok popüler ve sanki herkes yoga eğitmeni oldu... Bir yoga dersine girerken eğitmenin yeterli olup olmadığını  anlamak için nelere dikkat edebiliriz?

 Evet, insanların yoga’ya ilgisinin artması ile yoga eğitmenliği için ekstra ihtiyaç da doğdu.  Bir  yoga dersine girmeden, derse rehperlik edecek eğitmenin altyapısına,  yeterlilik belgelerine ve eğitimine bakmak önemlidir. Yoga Alliance sertifikası  yoga okulları için standart oluşturmuş uluslararası bir organizasyondur. Bu sertifikaya sahip eğitmenler standart bir eğitimden geçmiş olurlar ve ders verme bilgisine sahiptirler.

Genel olarak yoga dersi esnasında eğitmenin kendi yaptığı poza mı odaklandığını, yoksa öğrencilerin yaptığı pozlara mı dikkat ettiğine bakarak doğru seçimi yapabilirsiniz. Duruşlar, uygulamalar ve dersin genel akışı ile ilgili olan ve sınıf ile bütünleşen ve rahat ve keyifli bir ortam oluşturan bir eğitmen istersiniz. Çok şanslıyız ki, artık o kadar çok yoga eğitmeni var ki, muhakkak içlerinden ihtiyaçlarınıza karşılık verecek ve titreşimi ile uyum sağlayacak bir eğitmen bulabilirsiniz.

Yoga dersinden kendinizi iyi ve mutlu hissederek ayrıldığınızda, o eğitmenin sizin için uygun yoga öğretmeni olduğunu bilirsiniz. Ve sürekli olarak tek bir öğretmenin sınıfına değil, bir kaç farklı yoga eğitmeninin derslerine devam etmek önereceğim en uygun olanıdır… Biz bunu Amerika’da çapraz eğitim olarak görürüz.

 

  • Ne tip meditasyon tekniklerini tavsiye edersiniz?

           Meditasyon hayatımı  gerçektende değiştirdi. Yaşamı algılayışım, hislerim ve yaşam tarzım konusunda meditasyon bende köklü değişiklikler yarattı.

Benim düzenli olarak uyguladığım ve öğrettiğim teknik Mantra Meditasyonudur. Tüm meditasyon teknikleri içerisinde mantra tekniklerini hem en basit ve  hem de en etkili araç olarak deneyimledim.

Mantra Sanskritçe bir kelimedir; Man akıl anlamındadır, Tra ise araç demektir. Yani mantra aklın aracıdır; zihni sakinleştirmek ve yatıştırmak için kullandığımız bir araçtır.

Düşünebilen herkes mantra meditasyonlarını uygulayabilir; meditasyon kesinlikle dini bir ritüel değildir. Zihinzel sağlığımıız korumak için kullandığımız bir metottur. Bir çok meditasyon öğretmeni, meditasyon kitapları ve rehperli meditasyon CD’lerini bulabilirsiniz. Ama ben ilk olarak özellikle birebir dersine gireceğiniz, işinin ehli bir  meditasyon eğitmeni ile bu uygulamaya başlamanızı öneririm. Sonuçta meditasyon eğitimini bir defa alır ve yaşam boyu kendi kendinize uygularsınız. Eğer iyi bir eğitim almazsanız muhtemelen yapamadığınızı düşünüp bırakabilirsiniz.

Meditasyonun nasıl yapılacağı konusunda rehberlik eden bir kitabım ve DVD’im var; ismi “Breath, Move, Meditate” Daha fazla bilgi için web sitemi ziyaret edebilirsiniz: www.ClaireDiab.com.

 

  • Uluslararası çok büyük şirketlerde wellbeing programları yürütüyorsunuz. Kurumlarda çalışanlar sizden ne bekliyor? Şirketlerdeki deneyimleriniz nelerdir? 

Şirketlerde yoga tekniklerini kullanarak evde ve ofiste sağlıklı ve dengede olmayı sağlayan yaşam tarzını öğretiyorum. Katılımcılar genelde ofiste fiziksel ve zihinsel sağlık için gündelik öneriler ile evde uygulamak için rahatlama tekniklerini öğrenmek istiyorlar. Masa başında otururken uygun omurga duruşundan, ayak yerleşimine, çenenin ve omuzların rahat durmasına kadar detaylı ve konforlu oturuş pozisyonlarını öğretiyorum.  Çalışanları basit meditasyon teknikleri ile zihni sakinleştirme ve nefes tekniklerinin uygulanacağı kısa molalar konusunda eğitiyoruz. Zihne ve bedene bu teknikler aracılığıyla özen gösterilmesi, evde ve ofiste iyi olma hissini yaratarak, genel olarak üretkenlik ve yaratıcılığı yükseltiyor. Ayrıca insanlara iç ve dış dengeyi kurarak, bunu sürdürülebilir kılmayı da öğretiyoruz. Denge sürüdülebilir olduğunda hem işte, hem özel hayata etrafınızdaki herkes ile çok daha besleyici ve iyi işlişkiler kurukuyor. Bu da şirketlerde genel başarı ivmesini yükselten en önemli etkenleren  bir tanesi...

 Şirketlerde wellbeing programı her zaman büyük bir keyifle yürütüyorum.  Çalışanlar ofisin dışındaki yaşamlarında da pozitif bir değişikliğe kolayca çevrilen ve hem iş, hemde özel yaşamlarını besleyen bu tür basit ve güçlü teknikler öğrenmekten çok mutlular.

 

  • Yoga eğitmenliğinin ve şirketlerde yürüttüğünüz wellbeing programlarının yanısıra, dünyaca ünlü New York İtfaiye ekiplerine de eğitmler veriyor va hatta genel web siteleri Firelife.com’da köşe yazarısınız. Bu eğitimelr ve yazılarınıdaki önerilerinizle ilgili nasıl geri bildirimler alıyorsunuz? Farklı meslek gruplarına da benzer programlar uygulamayı düşünür müsünüz?

 İtfaiyecilerden geri bildirim gerçekten benim için bile şaşırtıcı oldu! İnsanlar sağlık ve zindelik üzerine kısa ve öz eğitimler ile yazıları seviyor ve çok yardımcı buluyorlar.

 Birçok farklı meslek grubuna bu tarz eğitimler vermekteyiz;  lise öğretmenleri, fizik terapistleri, atletler, hemşireler, doktorlar, avukatlar, polis memurları, muhasebeciler, emlakçılar... Herkes yaşamda denge arayışı içerisinde ve bu arayış meslek gözetmiyor. Tabii ki özellikle ekstra stersli olan mesleki gruplarda bu ihtiyaç ve talep çok daha fazla..

 

  • 25 yıldır hem Chopra Center’da, hem New Jersey’deki merkeziniz “American Yoca Academy”de yürüttüğünüz eğitim programları ve yoga derslerini dikkate alırsak, yoga dünyada hızla  popülerleşiyor mu? Yoga ile ilgili insanların zihinlerinde ne değişti?

 Daha öncede belirttiğim gibi yoga çok popüler oldu. Yoga eğitmenlik eğitimlerine katılımıc sayısı her sene adeta katlanarak artıyor. Hatta Seton Hall Üniversitesi’nde “Asian Studies” profesörü olarak ders verdiğim “Yoganın Felsefesi” dersi için son 8 yıl içinde nerdeyse kampüsteki en popüler sınıf oldu diyebilirim. Öğrenciler 18-25 yaş aralığındalar ve yoga yaşam felsefesini seviyorlar! Bu ders onlara hayatlarında yeni bir perspektif kazandırıyor ve zor zamanların büyümeye, dönüşüme ve fırsata nasıl dönüştürüleceğini gösteriyor.

 Yoga ile ilgili insanların zihinlerinde değişmeye başlayan konu yoganın sadece bedensel pozlardan ibaret olmadığı,  duruşlardan çok daha fazlasını, daha önce deneyimlemedikleri bir farkındalık ve iyilik halini sağladığıdır. Yoga, farkındalık içerinde yemek yemekten, daha sevgi dolu ve şefkatli olmaya ve birbirimizi olduğu gibi kabul etmeye  kadar hayatımızı bütününde nasıl yaşadığımızdır. Yoga sadece kendi fiziksel pratiğiniz ve uygulamanız değildir; öğrenciler arkadaşlık geliştirmeye başlarlar. Yoga birliktir,  bütünlük halini oluşturan bir alan yaratır. Benzer fikirli yeni arkadaşlarla buluşma yeridir. Ayrıca yoga çok eğlencelidir!

  •  Sağlığın, zindeliğin ve başarının doğru anlamı nedir? Nasıl sağlıklı ve iyi olabiliriz?

              Her zaman “Sağlığınız sizin Zenginliğinizdir” derim! Sağlıklı olmak güçlü, enerjik ve mutlu hissetmektir. Sağlıklı olmak sabah kalktığınızda hayata coşku ile uyanmaktır!

Sağlık sadece güçlü esnek bedene sahip olmak demek değildir, o aynı zamanda akıl sağlığıdır. Zihinsel dinginliğe ve yaratıcı özgürlüğe sahip olmaktır. Bu birleşim gece deliksiz uyumamızı sağlar. Bu ikisinde denge ve uyum yarattığınızda gerçek başarıya ulaşılır.

Başarı sadece maddesel kazımlarla ölçülemz; başarı sağlığı, enerjiyi, tatmin edici ilişkileri ve psikolojik dengeyi ve bütünsel iyi hissetmenin her halini içinde barındırır. Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değildir. Maddi bolluk buradaki yolculuğumuzu daha eğlenceli kılar fakat gerçek başarı yukarıdakilerin hepsinin toplamından meydana gelir.

 Bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu besleyerek ve özen göstererek sağlıklı ve iyi olabilirsiniz. Yoga yaparak; farkındalıkla beslenerek, bedeni sizin için zevk alabilir bir şekilde hareket ettirerek; nefes alma, rahatlama ve meditasyon aracılığıyla zihni sakinleştirerek kaygısız bir iç huzur yaratabilir ve kendimizi içsel ve dışsal olarak daha dengeli hissetmeye başlarız. İç dünyanızdaki şey…dış dünyanız olur. 

Röportaj başında da dediğim gibi sağlık&zindelik ve başarı hayatınıza yıllar ekleme ile ilgili değildir. Bu yıllarınıza hayat ekleme ile ilgilidir! Yolculuğunuzun tadını çıkarın! 

  • Bundan 4 yıl önce İstanbul’da  sizin için bir etkinlik düzenlemiştim. Türkiye’ye gene gelmeyi düşünüyor musunuz? 

Biliyorsun, aslında büyükbabam İstanbul’da doğmuş ama ben ilk defa bundan 4 yıl önce senin davetin üzerine babamla birlikte Paris’ten Orient Express ile İstanbul’a gelmiştim ve bu Türkiye’ye ilk gelişimdi.

İstanbul’u ve insanların sıcaklığını, yaşama bakışınızı çok sevmiştim. Son zamanlarda medyada çıkan haberler ile toplumsal sağduyunuzu kaybetmeyeceğinize inanıyorum ve evet, İstanbul’a tekrar gelmek üzere planlar yapıyorum.


www.americanyogaacademy.com

Souping: Yeni Trend

Sağlığımıza Faydalı Bir Detoks: Souping

Souping Detoks

Ohh, bu yeni trendi duyunca gerçekten içim rahatladı ve ferahladı! Neden mi? Çünkü insanlar detoks yapmanın sadece Juicing’den, yani meyve ve sebze sularının sıkılarak, soğuk olarak tüketilmesinden ibaret zannetmeye başlamışlardı bir kaç yıldır...

Detoks ve Soğuk Gıda Tüketimi, asla birbiri ile uyumlu olmayan iki süreç... Çünkü insanoğlu fizyolojisinin temeli belli. Tüm sistemimiz agni ateşi üzerinde çalışıyor. Yani Hazım Ateşi! Hazım Ateşi sadece sindirim sistemimizi değil, hücresel ve dokusal seviyelerde de tüm duyularımızla algıladıklarımızı metabolize etmekle yükümlü. Yani midemizde sadece yediklerimiz sindirilmiyor, gün boyunca 5 duyumuzla algılayarak akıl kovasına doldurduğumuz herşey bu metabolik ateş sayesinde ya güzelce hazmedilerek artık gıda, duygu ve düşünceler tahliye ediliyor, ya da hazımsızlık yaşanıyor ve bunlar bedende toksik maddeye dönüşüyor.

Peki ben salt Juicing’i neden hiç desteklemedim? Çünkü;

1. Çoğu sıkma işlemi yapan makinalarda, Juicing esnasında meyve ve sebzelerin lifleri kaybolmaktadır .

DOĞRUSU: Halbuki sindirim sisteminin sağlıklı çalışabilmesi için o liflere ihtiyacı var.

2. Sebze ve Meyve Suları sıkılarak soğuk olarak tüketilmektedir.

DOĞRUSU: Sindirim Sistemi soğuğu sevmez, hatta beden ısısından daha soğuk bir gıda maddesi tüketildiğinde, mideye inen o madde beden ısısına getirilene kadar mide salgıları minimum düzeye iner, sindirim sisstemi tüm dikkatini ve enerjisini  mideye inen soğuk gıdayı sindirebilmek üzere ihtiyacı olan ısıya getirmeye çalışır. Eğer çok sık soğuk sıvılar tüketiyorsanız, sindirim sisteminizde ciddi sorun var demektir. Amerikan halkının obezite probleminin büyük bir yüzdesinin gün boyunca buzlu olarak tükettikleri sıvılar olduğu bilinmektedir.

3. Sıvı Detoks Programları içerisinde yüksek kalitede protein bulundurulamıyor.

DOĞRUSU:   Toksinlerden arınmak oldukça karmaşık bir  süreçtir.  Bu süreç esnasında beden bir dizi vitamin, mineral ve diğer besin gruplarından faydalanır . Proteinden elde edilen amino asit’ler ve enzimler , karaciğer detoksunun gerçekleşebilmesi için gerekli  bileşenlerdir.  

Salt Juicing programları fizyolojinin bu ihtiyaçlarını karşılayamaz. Sonuç halsizlik, baş ağrıları, ciltte sivilcelenmeler, sindirim sistemi düzensizlikleri, bağışıklık sisteminin zayıflaması vb. çoğunlukla ciddi yan etkiler yaşanır. Uyguladığınız detoks programının yağ depolarınızdaki toksinleri  kan dolaşım sisteminize doğru hareket ettirerek belirgin problemlere neden olmaması, tam tersine metabolizmanızı toksinlerden temizlemesi gerekir. O yüzden börülce, kurufasulye, nohut, mercimek, fındık, ceviz, badem, bakla, barbunya gibi yüksek kalitede bitkisel protein kaynakları detoks sürecinin olmazsa olmazlarıdır. Oysa Juicing programları neticesinde yaşanan ani kilo verme esnasında  hücresel sıvılar ve muhtelif bezlerde saklanmış ve depolanmış olan toksinler, bedende serbestçe dolaşıma çıkar ve bu tarz programlar esnasında tüketilen sıvıların besleyici nitelikleri, bedenin detoksifikasyon sisteminin çalışmasını destekleyecek miktarda değildir. Yani beden tam tersine normalden çok daha fazla toksin yüklenmiş bir noktaya doğru sürüklenir ve halsizlik, bitkinlik, vücudun belli  bölgelerinde ağrılar gibi semptomlar ortaya çıkar ve yaşam enerjisi tek kelime ile söner.

4. Juicing çiğ beslenmeyi teşvik ediyor.

DOĞRUSU: Her insanın bünye tipi ve sindirim sistemi özellikleri farklıdır. Her bünye tipi çiğ beslenmeyi tolere edemez. Mesela Ayurvedik Beden Tiplerinde Kapha tipinin çiğ beslenme ile ilgili hiç sorunu olmayacağı halde, özellikle vata tiplerinde ciddi hazımsızlık, şişkinlik, sancı ve farklı semptomlar doğurmaktadır.  Çünkü Vata beden tiplerinin sindirim sistemi çiğ beslenmeyi hazmederken bir dizi uyumsuzluk yaşar. O yüzden çiğ beslenme tarzı tüm insanlar için kesinlikle uygun ve mutlak doğru değildir. 


Peki bu yeni SOUPING trendini neden destekliyorum ve faydalı buluyorum?

Öncelikle şunu belirtmeliyim ki, ben Ayurvedik Yaşam Eğitmeni olduğum üzere beslenme sistemini ayurvedik tıp ve ayurvedik beslenme açısından ele alıyorum. Ayurveda’da yaşam  dönüşümden ibarettir, yani transformasyon. Ve transformasyon da ateş elementi sayesinde vuku bulur. Yani yaşam enerjimizi sağlayan bedenimizdeki ateş elementinin kalitesidir. Elbette elementlerin dengeleri oldukça önemli, bu başka bir blog konusu. Ama konu Enterik Sistem, yani Sindirim Sistemi ise ilk konuşmamız gereken konu Hazım Ateşi’dir. Yani burada denge için sıcak, hafif pişmiş gıdalar devreye girer!

Souping tamda detoks yapmak isteyenler için biçilmiş bir kaftan, çünkü;

Sıcak: Çorba çoğunlukla sıcak olarak tüketilir. Sıcak sistemimize girdiğinde rahatlatır ve tüm fonksiyonları aktive eder.  Detoks işlemi sıcakda gerçekleşir. Bunu aynı çamaşırlarınızı yıkarken olduğu gibi düşünün. Soğuk suda çamaşırların kirleri ne derece çıkar? İşte bedenimizde aynı bu mantıkla çalışır. Ayurvedik Detoks Merkezlerindeki fiziksel, zihinsel ve ruhsal arınmanın en büyük sırrı yemekler dahil tüm işlemlerin belli bir ısı derecesinde uygulanmasıdır. Mesela ana öğünlere kesinlikle sıcak bir çorba ya da sıcak bir bitki çayı ile başlanır; toksinlerden arınmanın en mükemmel yollarından biri olan masaj kesinlikle ısıtılmış yağ ile  yapılır, ki hücreler arasında birikmiş olan toksik atıklar kendilerini salarak, bedenden tahliye olsunlar.

Çorbalar yüksek  kalitede proteinler içerir: Türk Yemek kültüründe tarhana, mercimek, ezogelin, yoğurt çorbası, düğün çorbası gibi envayi çeşit, birbirinden lezzetli mi lezzetli ve sağlık ve enerji içeren çorbalarımız  doludur. Ne kadar şanslıyız bunun için farkında mısınız? Bu protein zengini bileşimler mideyi rahatlatır, hazım sistemini çalıştırır, kışın içimizi ısıtır, kendimizi iyi hissettirir, içeriğindeki katı maddeleri çiğnerken yemek yediğimizi hisseder ve beynen yediğimiz yemekten tatmin oluruz.

Çorbalar tok tutma özelliği taşır: Evet, sıcak çorbalar bizi tok tutar. Açlığımızı en sağlıklı şekilde bastırır ve mideye hazım ile uğraşması için yeterince lif, antioksidan,  protein ve fitokimyasal  kaynakları sunar.

Baharatların Gücünü Yadsımayın: Çorbaların pişirilmesi esnasında içine nane, kekik, zerdeçal, zencefil, kırmızı biber, tuz, karabiber, kimyon, kakule, tarçın vb. onlarca değerli baharat ekleyebiliyor ve pişirme esnasında bu baharatlar belli bir ısıya ulaştığı için de tüm niteliklerinden faydalanabiliniyor. Evet, baharatların sihirli güçlerinden faydalanmamız için onların da belli ısılarda işlem görmesi gerekmektedir, bu Ayurveda Mutfağının temel kurallarından biridir. Yani minik köfteli çorbanız üzerine piştikten sonra kasenize koyarken ekleyeceğiniz kimyon ile köfte hazırlanırken içine eklenerek, yoğrulmuş ve çorba ile kaynamış kimyon sistemimizde aynı etkiyi  içermez. Pişmiş olan baharak sindiirm sistemini sahip olduğu özellikler çerçevesinde korur ve besler. 

Görünen o ki Holywood starları bu yeni trendi çok sevdi ve özellikle NewYork’da birbiri ardına  günde 5 öğün adrese teslim sıcak çorba servisi yapan şirketler, aynı Juicing’lerde olduğu gibi birbiri ardına açılmaya başladı. Umarım ülkemizde de Çorba Servisi yapan bu markalar türemeye başlayacaktır. Fakat belki bu konudaki markalaşma bizim için çok da geçerli olamayacak çünkü bizim mutfağımızda çorba ana köşelerden birisinde tahtını kurmuş zaten. Tüm kebabçılar ve  esnaf lokantalarında çorba kültürümüz oldukça geniş. Adeta her sokak arasında çorba satan bir yerel restaurant bulmak mümkün.

Eğer yaz sezonuna hazırlanırkan 4-5 kilo kadar bir yükden arınmak  benim için yeter diyorsanız, öğlen ve akşam yemeklerinizde lezzetli çorba çeşitleri ile karnınızı doyurmanızı  öneriyorum. Ya da sadece sağlık ve hafiflik için günde bir öğünü salt çorba menüsü ile tamamlayın. Şahsen ben eşime yıllardır gün boyuca ofiste tüketmesi için iki porsiyondan oluşan sıcacık bir çorbayı, özel bir termos  içerisinde vermeyi asla ihmal etmiyorum. Aynı şeyi kendim için de uyguluyorum. Artık evde ne pişirildi ise...mercimek, tarhana, domates ya da mantar çorbası. Koca bir tencere çorba ile 3 gün boyunca iki kişi öğle yemeklerinde karnımızı harika bir şekilde doyuruyoruz;  hem sağlıklı, hem de kolay!

Hadi çorbaseverler, sıra sizde! 

Ebru Şinik ile İyi Ol, Mutlu Ol!

Chopra Center Perfect Health Instructor / Ayurvedik Yaşam Eğitmeni 

MEDİTASYONA BAŞLAMAK için 103 NEDEN

Neden günümüzde bilimadamları ve doktorlar meditasyon yapılmasını bu kadar çok öneriyor, bu konu artık film senaryolarına dahi yansıyor, hiç merak ettiniz mi?

Binlerce yıldır insanların dingin bir zihne sahip olup, farkındalık seviyelerini yükseltmek için kullandıkları, “bilimsel bir zihni dinlendirme tekniği” olan meditasyon uygulaması, etrafımızdaki binlerce uyarıcı içerisinde yaşamaya , sağlıklı ve mutlu olmaya çalışan bizler için yüzyılımızda çok daha elzem bir hale geldi de, ondan...

Kadim zamanlardan  beri bilgelerin söyledikleri ve 1970’li yıllardan beri yapılan meditasyonla ilgili klinik araştırma neticelerini sizin için aşağıya toparladım. 

GÜNDELİK RUTİNİNİZE EKLEYECEĞİNİZ 30 DAKİKALIK MEDİTASYON UYGULAMASI ;

  1. Stresi Yönetebilmenizi,  Stres ile Baş Etmenizi Sağlar
  2. Sosyal Hayatınızı Canlandırır
  3. Daha Az Çaba ile Daha Fazla İş Bitirirsiniz
  4. Depresyon ve Anksiyete’ye İyi Gelir, Şifalandırır
  5. Yorgunluğu Giderir. Yarım Saat Meditasyon Yapmak Tüm Gece Uyumaktan Daha Fazla Psikolojik Dinlemne Sağlar.
  6. İlişkilerinizi İyileştirir, Geliştirir
  7. Hiç Kimsenin ve Hiç Bir Olayın Bozamayacağı İç Huzurunuzu Bulmanızı Sağlar
  8. Şefkat Duygusunu Genişletir
  9. An’da Yaşayabilme Yeteneği Kazandırır
  10. Yaşam Amacınızı Bulmanızı Sağlar
  11. Yüksek Tansiyonu İndirir, Kan Basıncınızı Normale Döndürür
  12. Odaklanma Yeteneğinizi Artırır
  13. Niyetlerinizi Güçlendirir
  14. Hafızanızı Kuvvetlendirir, Geliştirir
  15. Etrafınızda Sizi Daha Sevilen Bir İnsan Yapar
  16. Bakış Açınızı Genişletir, Yaşamı Daha Çok Sevmenizi Sağlar
  17. Star Wars Jedi’leri gibi Sizi Saklı Yeteneklerinizle Tanıştırır
  18. Beklenmedik Olaylar Karşısında Aşırı Dozdaki Reaksiyonlarınızı Azaltır, Dengeler
  19. Bağışıklık Sisteminizi Güçlendirir
  20. Daha Sevgi Dolu İlişkiler Kurmanızı Sağlar
  21. “Sürekli Birşeyleri Savunma ve Karşınızdakine Kabul Ettirmeye Çalışma Halinden” Özgürleşmenizi Sağlar
  22. Kalp Ritmini Düzenler
  23. Duyusal Algı Yeteneğini Geliştirir
  24. Okuldaki ve Sınavlardaki Başarı Oranını Yükseltir
  25. Enflamasyonu, İltihaplanmayı Azaltır
  26. Yaratıcılığınızı Uyandırır ve Zenginleştirir
  27. Problem Çözme Yeteneğinizi Geliştirir
  28. Metabolizmayı Hızlandırır, Zayıflatır
  29. Sindirim Sistemini Düzenler, Kabızlığı Önler
  30. Sigara, Alkol, Kahve gibi Bağımlılılarınızdan Özgürleşmenizi Sağlar
  31. Sizi Olumlu Olarak Etkileyen Arkadaşlara Sahip Olmanızı Sağlar
  32. Kendinize Daha İyi Bakmanızı Sağlar
  33. Gerçek Mutluluğun Paylaşmaktan ve Vermekten Geçtiğini İdrak Etmenizi Sağlar
  34. Mutluluk Halinizi Artırır
  35. Öz Benliğinizle ve Tüm Canlılar ile Bağınızı Güçlendirir
  36. Duygusal Zekanızı Geliştirir
  37. Yüksek Bilinç Seviyelerine Doğru Çıkmaya Başlarsınız
  38. Seks Hayatınız Dengelenir, Gelişir
  39. Daha Önce Hiç Tanımadığınız SİZİ, Kendinizi Keşfetmeye Başlarsınız
  40. Anksiyete ve Depresyonu Azaltır
  41. Zorlu Dönemlerde Sizi Çok Güçlü Kılar
  42. Bilincinizi Yükseltir, Farkındalığınızı Artırır
  43. Size Sonsuz Olasılıklar Alanını Açar
  44. İhtiyacınız Olmayan Her Türlü Yükden Sizi Özgürleştirir
  45. Zengin Bir Yaşam Deneyimi Kazandırır
  46. Zihinsel Gücü Yükseltir
  47. Gerçekten Kim Olduğunuzu Keşfe Çıkarır
  48. Zihninizi Sakinleştirir, Dinginleştirir
  49. Rahatsız Edici İç Güdüsel Tepkileri Azaltır
  50. Affetmenin Önemini Öğretir ve Affetme Yeteği Kazandırır
  51. Uykusuzluğa Karşı Birebirdir, Mışıl Mışıl Uyumanızı Sağlar
  52. Yaşmınızda Bilmeden Kurban Rolünü Seçmenizden Kurtarır
  53. Gerçek Gücünüzü Keşfederek, Kullanmanızı Sağlar
  54. Bilinçli Seçimler Yapmanızı Sağlar
  55. Zihninizden Çıkarak, Kalbinizin Sesini Dinleyebilmenize Yardım Eder
  56. Meditasyon Yapmak Düşündüğünüzden Çok Daha Kolaydır
  57. Metabolizmayı Hızlandırır
  58. Fiziksel Aktivite Kapasitenizi Artırır
  59. Sizi Daha az Yargılayıcı Yapar
  60. DNA’larınızın genetik davranış biçimini değiştirir, iyi genleri aktive edip, kötü genlerin çalışmasını durdurur
  61. Fiziksel ve Zihinsel Enerjinizi Yükseltir
  62. Doğa İle Bağınızı Genişletir, Kuvvetlendirir
  63. Arkadaşlarınız Arasında Daha Çok Aranan ve Beğenilen Biri Olursunuz      
  64. Çocuklarınızda Daha Derin Bağlar Kurmanıza Destek Verir
  65. Kendinizi İfade Etme Yeteğinizi Geliştirir
  66. İyi Yaş Alma’yı Sağlar, Yaşlanma Belirtilerini Azaltır
  67. Cildiniz Pırıl Pırıl Parlar, Işıldar. Herkes Size “Nerede Botoks Yaptıyrsun, Harika Görünüyorsun” der.
  68.  Çok Daha İyi Bir Dinleyici Olursunuz
  69. Çok Daha Yardımsever Olursunuz
  70. Bağışıklık Sistemini Güçlendirerek, Her Türlü Hastalık İle Savaşmanıza Büyük Destek Verir
  71. Solunum Sistemini Dengeler, Rahatlatır
  72. Kalp-Damar Sağlığını Dengeler, Rahatlatır
  73. Anti-Aging Uygulaması olarak Biyolojik Yaş Almayı Geciktirir, Hücresel Yenilenme Sürecini Hızlandırır
  74. Şükran Duyma Hissini Geliştirir
  75. Sizi Hem İlişkilerinizde, hem İşte Daha Başarılı Yapar
  76. Bedeninize İyi Bakmayı, Bedeninizle Mutlu Olmayı Öğretir
  77. Cesaret Verir, Girişimci Olmanızı Sağlar
  78. Meditasyonu Her An, Her Yerde Yapabilirsiniz: İşte, Metroda, Otobüste, Spor Salonunda... Meditasyon Yapmak İçin Özel Bir Yere Gitmenize Gerek Yoktur.
  79. Zihinsel Faaliyetlerinizi Geliştirir, Hafızayı Güçlendirir, İdrakınızı Genişletir
  80. Anlaşmazlıkları ve Problemleri Çözmeniz İçin İlham Verir
  81. Evcil Hayvanlarınızla Bağınızı Güçlendirir. Mesela kediler çok meditatif hayvanlardır, sizinle beraber meditasyon yapmaya bayılırlar
  82. Diğer İnsanları Kontrol Etme Dürtünüzü ve İhtiyacınızı Azaltır
  83. Zihninizden Olumsuz Duygu, Düşünce ve İnanç Klaıplarını Tahliye Eder
  84. Sindirim Sistemini Çalıştırır, Dengeler
  85. Kabızlığı Giderir, Tüm Sindirim Sistemi Organlarının Düzenli Çalışmasını Sağlar
  86.  Gezegen İçin İyi Şeyler Yapmanızı Sağlar, Bilinçli Bir Çevreci Olursunuz
  87. İşbirliklerini Artırır
  88. Engelleri Fırsatlar Olarak Değerlendirebilme Yeteneğinizi Ortaya Çıkarır
  89. Özgüveninizi Yükseltir
  90. İşten Tatmin Olma Oranınızı Artırır
  91. İş Yerinde Mutlu Olma Oranını Ciddi bir Şekilde Yükseltir
  92. Tolerans Sınırınızı Oldukça Yükseltir
  93. Beden, Zihin ve Ruhsal Dengenizi Kurar
  94. Parasempatik Sinir Sistemimizi Aktive Eder  ( Parasempatik Sinir Sitemi bizi rahatlatan, iyileştiren, yenileyen ve genel olarak her anlamda şifalandıran sinir sistemimizdir)
  95. Sevgi Kapasiteniz Derinleşir
  96. Motivasyonunuzu Güçlendirir
  97. İrade Gücünüzü Artırır
  98. Sizi Daha Sosyal Ve Hoş Sohbet Bir İnsan apar
  99. Sabırlı Olmanın Zor Olmadığını Kolaylıkla Öğretir
  100. Baş Ağrısı ve Migren Ağrılarında Ciddi Şifa Verir
  101.  Bedendeki Genel Kas Gerginliğini Azalttığı İçin Omuz ve Sırt Ağrısına da İyi Gelir
  102. Barack Obama, Rupert Murdoch, Eric Schmidt, Oprah Winfrey, Jim Carrey Gibi Dünyanın En Başarılı İnsanları Her Gün Meditasyon Yapıyor !
  103. Bedavadır! Her İhtiyacınız Olduğu Anda, İstediğiniz Her Yerde Bedavaya Yapabilirsiniz! 

Bu  faydaların kanıtlanmış olduğu bazı klinik araştırma neticelerini orjinal lisanında  Yükselen Çağ web sitemiz içinde yer alan Bilimsel Meditasyon Araştırmaları ibaresi altında bulabilirsiniz.

Kendinize ve sevdiklerinize hem fiziksel, hem de zihinsel sağlık ve mutluluğunuz için yaşam boyu verebileceğiniz en değerli hediyelerden birisinin meditasyon tekniği olduğunu hiç tereddüt etmeden söyleyebilirim.

Ülkemizin en bilimsel temelli meditasyon eğitimi olan Chopra Center Sertifikalı Meditasyon Seminerleri ile ilgili detay bilgi için tıklayınız.

Ebru Şinik ile İyi Ol, Mutlu Ol!

 

Şiddetsizlik Yasası : Ahimsa

Yoga ilminde en seçkin yoga ekolü olarak gösterilen “Raja Yoga”nın bir diğer ismi ise “Hükümdarların Yolu”dur. Böyle denmesinin sebebi eskiden bir devletin yönetimine talip olan kişinin, Raja Yoga’nın tüm basamaklarına hazi olması gerekirmiş. Raja Yoga insanın gerçek varlığını, öz benliği’ini, ruhunu tanıması ve onu zihin ve beden üzerinde egemen kılmasını amaçlar.  

Büyük bilge Patanjali’nin Yoga Sutra’sında  Raja Yoga’nın 8 basamaktan oluştuğu açıklanmaktadır. Ve 8 basamağının başlangıcı olan “Ahlaksal Kuralları” içeren Yama’ların ilk yasası Ahimsa’dır. Ahimsa sanskritçe bir kelimedir ve kısaca “Şiddetsizlik Yasası”dır.


Şiddet sadece bizim anladığımız anlamda fiziksel şiddet değildir. Şiddet sözlü, fiziksel, şiddet duyularla ve hislerle olabilir. Ahimsa prensibi şiddet karşıtlığı, sakinlik, öldürmeme anlamını taşır ve aynı zamanda bu yasayı uygulamak başkalarına karşı iyi, nazik, arkadaşca ve düşünceli davranmak da demektir. İcra edilen eylemler başkalarının kişisel gelişimine yardım etmeli ve bütün varlıkların iyiliğine hizmet etmelidir. 

Bu felsefenin başlıca prensibi, kişiyi yaşayan her hangi bir canlıya fiziksel, ruhsal ya da duygusal olarak zarar vermekten uzak tutmaktır.  Ayrıca, birey düşüncelerinde, sözlerinde ve hareketlerinde de her türlü şiddetten kaçınmalıdır, çünkü şiddet insanin zekâsını negatif yönde etkileyerek gelişmesini engellemektedir.

 

Ahimsa kesinlikle hiç bir şey yapmamak, pasif olmak, kaderini kabul etmek, kadercilik ya da acizlik duygusuna teslim olmak demek değildir. Tam tersine hiçbir şey yapmamak; yapılabilecek en zorlayıcı, en köklü ve nitelikli değişikliktir. Bir mücadeleye girmeden, hiçbir şey yapmadan, kontrolü bırakmaktır. Fırtınanın ortasında merkezde ve sabit kalmaktır. Eylemlerimizin çoğu sadece tepkilerden ibarettir.

Şiddetsizlik yaşam akışına karşı koymak yerine olana izin veren, olanı biteni tarafsız olarak gözlemleyebilme yeteneğini geliştirmektir. Bu şimdiyi hiç yargılamamak, sadece bu “anın oluşunu” kabul etmektir.

Hindistan ve Hindistan Bağımsızlık Hareketi'nin siyasi ve ruhani lideri olan Mahatma Gandhi yaşamı boyunca Ahimsa yasasını içselleştirerek yaşayan en önemli siyasi liderlenlerdendir.

Gandhi bu felsefe ile Hindistan'ı bağımsızlığına kavuşturmuş ve dünya üzerinde pek çok halka ve özgürlük savunucularına ilham kaynağı olmuştur.

Gandhi; İngilizlere karşı Hindistan Bağımsızlık hareketi sırasında Ahimsa ruhu, şiddetsizlik yolu aracılığıyla 12 Mart’ta 1930’da tuz vergisine karşı bir hareket başlattı ve ünlü “Tuz Yürüyüşü”nü gerçekleştirdi. Yürüyüşün amacı, 1762 yılında Doğu Hindistan Kumpanyası’nın mirası olan ve yılda 25 milyon pound’luk vergiye kaynaklık eden Tuz Yasası’nı ihlal etmek için denizden tuz çıkarmaktı. Kendi tuzunu yapmak için Ahmedabad'dan Dandi'ye 12 Mart'tan 6 Nisan'a kadar 400 kilometrelik mesafeyi çıplak ayakla 24 günde yürüdü. Denize doğru yapılan bu yürüyüşte Gandi'ye binlerce Hintli eşlik etti. Gandhi, 6 Nisan sabahı İngiliz polislerinin şaşkın bakışları arasında denize yürüdü ve çamura karışmış bir topak tuzu avuçlarına alarak tatlı suda yıkadı. Böylece bir Hindu’nun tuz çıkaramayacağına dair Tuz Yasası’nı ihlal etmiş oldu.

 Ardından Gandhi’nin çağrısına uyan binlerce köylü deniz kıyılarına akın ederek tuz çıkarmaya başladılar. Yasa da işlemez hale getirildi.

Ahimsa bir ilkedir. Ve Gandhi bu ilkeyi günümüz siyasetinde ilk uygulayandır.

Mahatma Gandhi dünyaya şu mesajı vermiştir;

 Umutsuzluğa düştüğümde tarih boyunca doğruluk ve sevginin her zaman kazandığını hatırlarım. Tiranlar ve katiller olmuştur, hatta bir süre yenilmez sanılmışlardır ancak sonunda her zaman kaybederler…



Nefes Teknikleri ile Zayıflamak Mümkün mü?

Hiç nefes alarak zayıflanır mı dediğinizi duyuyorum.  Evet, kesinlikle zayıflanır!

Elbette her öğünde ölçüyü kaçırıp kaçırıp nefes tekniklerine yüklenerek zayıflayamazsınız. Fakat, metabolizma hızınız düşükse ve/veya sindirim sisteminizde düzensizlik varsa gündelik rutininize ekleyeceğiniz, Yükselen Çağ Wellbeing Merkezi çatısı altında her ay düzenlediğimiz "Kadim Nefes Teknikleri Seminerleri" nde uygulamalı olarak öğrettiğimiz nefes teknikleri ile zayıflama sürecinize ve ideal kilonuzu korumaya kesinlikle ciddi bir destek sağlayabilirsiniz. Kısaca binlerce yıldır kullanılan bu metotları öğrenip, hayatınıza entegre etmek için uzak diyarlara gitmenize hiç gerek yok.Doğru Nefes Alnayı Öğrenin

Nefes Teknikleri ile metabolizmanızı hızlandırabilir, özellikle karın, bel ve çevresindeki yağ hücrelerini öncelikli olarak bedeninizden tahliye edebilirsiniz. Öğünlerinizi normal bir şekilde abartmadan ölçülü yediğiniz sürece, zayıflatan Kadim Nefes Tekniklerinden ciddi fayda görürsünüz, aynı benim gibi!

Öncelikle nefes nedir, bütünsel sağlımızla direk ilişkisi var mıdır, ona bir bakalım;

Nefes alma ritmimiz sağlığımızın en önemli belirleyecilerindendir. Eğer hiç dikkat ettiyseniz hasta insanların sık sık ve kısa nefesler alıp verdiğini; hem fiziksel, hem de zihinsel olarak sağlıklı insanların ise daha uzun aralıklarla sakin nefes alıp verdiklerini farkedersiniz.  Nefes  alma ve verme işlemi gün boyunca farkındalığımızı vererek, kontrol altında tutabileceğimiz bir mekanizma değildir. Nefes alma ve verme işlemi Merkezi Sinir Sistemimiz tarafından, fiziksel  bedenimizin kondisyonu ve zihinsel olarak bulunduğumuz duruma göre değişen, otomatik olarak gerçekleşen bir sistemdir.

Nefes alma ritmimizi belirleyen çok fazla etken olduğu halde başlıca akciğer, solunum yolları, kalp rahatsızlıkları ve ideal  beden çok üzerinde kiloya sahip olma ile  stres kaynaklı oluşan anksiyete, panik atak ve depresyon belirtilerinin nefes alma ritmini bozduğunu söyleyebiliriz. Yani merkezi sinir sistemi dengede olmadığında nefesin ritmi de dengesini kaybeder.

Ayurveda  nefesin zihnin aynası olduğunu söyleyerek, nefesin bedenimiz, zihnimiz ve ruhumuz arasındaki en kuvvetli ve hızlı köprü olduğunun üstünü çizer.  Nefes  bedenimizde serbestçe dolaşabildiğinde, kendimizi sağlıklı ve hayat dolu hissederiz. Nefes  engellendiğinde ise yorgunluk ve hastalıklar ortaya çıkar.

Eskiden ne sakinleştirici haplar, ne de psikologlar vardı. Peki insanlarda psikosomatik rahatsızlıklar baş gösterdiğinde ne yapıyorlardı?Ebru Şinik ile Nefes Teknikleri Eğitimi

İşte insanoğlu binlerce yıldır fiziksel, zihinsel ve ruhsal bedenlerinde dengeyi sağlamak ve korumak için Nefes  ve Meditasyon Tekniklerini kullanmakta... Bu nefes teknikleri, çağımızda yeni  uygulanmaya başlanmış olan bazı  nefes terapi teknikleri değil,  bunlar "Kadim Nefes Teknikleri" dir.  Size önereceğim zayıflamak için kullandığımız teknikler de "Yoga ilmine dayalı Kadim Nefes Teknikleri" dir.

Kadim Nefes Tekniklerini günümüz konvansiyonel Batı Tıb'bı da yavaş yavaş keşfetmeye ve şifalandırıcı etkilerini açıklayabilmek için üzerinde klinik araştırmalar yapmaya başlamıştır. Dünyaca ünlü bazı doktorlar ve klinikler tarafından tedavi süreçlerine dahil edilmeye başlanan bu Nefes Egzersizleri özellikle ruhsal ve psikolojik rahatsızlıkların ve stres yüklü, depresif ve endişeli bir zihnin şifalanmasında ciddi rol almaktadır.

Kadim Nefes Teknikleri  fiziksel ve zihinsel detoks, stres yönetimi, metabolizmayı hızlandırarak zayıflamayı destekleme, depresyon ve anksiyeteye karşı panzehir oluşturma, vücudu sıcak basmasına karşı serinletme, fiziksel ve zihinsel enerjiyi yükseltme, odaklanma yeteneğini güçlendirme, sindirim sistemini dengeleme ve düzenli  çalıştırılması, tiroid bezlerinin ve prostat bezlerinin düzenli çalışmasını destekleme, cesaret ve özgüveni artırma, ciltte doğal botoks etkisi yaratma, astım’ı ve muhtelif tümör oluşumlarını şifalandırma ve ses tonunu mükemmel bir tona getirmek gibi bir çok muhtelif yarar sağlayabilmektedir.Ebru Şinik Kadim Nefes Teknikleri DVD

Bunları öğrenmek hiç de zannedildiği gibi zor değildir.  "Yükselen Çağ Wellbeing Merkezi" çatısı altında her ay düzenlenen 3 saatlik nefes eğitiminde tüm bu faydaları sağlayan nefes tekniklerini uygulamalı olarak öğrenebilirsiniz.

Hatta  Kadim Nefes Teknikleri seminerim boyunca öğrettiğim bu bilgi ve teknikleri, seminere herhangibir nedenden ötürü katılma imkanı olamayanlar için "Ebru Şinik ile Gündelik Yaşam İçin Kadim Nefes Teknikleri" isimli  çok yeni biri DVD çıkardım. Seminere gelemiyorsanız bu DVD’yi satın alarak, "Uyarılar" bölümündeki maddeleri okuduktan sonra DVD’de önerildiği  gibi bu nefesleri yaşamınıza entegre edebilirsiniz!  "Ebru Şinik ile Gündelik Yaşam için Kadim Nefes Teknikleri" isimli DVD’mi tüm D&R merkezlerinden ve D&R internet sitesinden temin edebilirsiniz.

Ebru Şinik ile İyi Ol, Mutlu Ol!

Chopra Center Perfect Health Instructor / Ayurvedik Yaşam Eğitmeni 

Aşırı Yeme İsteğinizi Nasıl Kontrol Edebilirsiniz?

ALBERT EINSTEIN deliliğin tanımını durmadan aynı şeyleri tekrar ederek yaparken, farklı sonuçlar beklemek olarak açıklamış. O halde Einstein’ın bu tanımına göre bir çoğumuzun kilo vermek için bir diyetten diğerine koşması, birine başlayıp sonunu getiremeden pes edip, bir süre sonra başka bir diyet programına atlaması haline delilik diyebiliriz.

İdeal kilonuza sahip olmak gittiğiniz diyetisyen ya da yaptığınız diyet ile ilgili değildir; ideal kilonuza erişerek, sürdürülebilir bir şekilde aynı kiloda acı çekmeden kalmak tamamen farkındalık seviyenizle ilglidir! 

Geleneksel kilo verme programlarındaki yaklaşım bilince kıtlık talimatı verdiği için başarısız olur ve olmaya da mahkumdur. İradeniz sağlam olduğu sürece diyetleri sürdürebilir ve talimatlara uyarak bilinçaltından gelen arzularla başa çıkabilirsiniz. Ama haftada 7 gün, günde 24 saat boyunca iradenize sürekli sahip çıkabilmek sanırım insanı kamil derecesini gerektirir. İradenizi kaybettiğiniz ilk anda ulaşabildiğiniz tüm yasaklı yiyeceklere hiç sorgulamadan saldırır ve normalden çok daha fazla tüketirsiniz.

Çünkü bilince bir defa "YASAK" talimatı verilmiştir ve bilinç yasakları kabul etmez. İlk rövanşında bu konunun üstüne giderek, yasak tanımadığını Nefs’e kanıtlar.

 Geçici Moda Olan Diyetler ile Kilo Verme

Tüm diyet programları genellikle en çok severek tükettiğimiz gıda maddelerini yasaklamaktadır. Oldukça kısıtlayıcı ve stres oluşturan bu yasaklar silsilesi içerisinde pek çoğumuzun hedefine ulaşamaması sürpriz değil.

Beden ve zihin strese girdiğinde bedenimizin bio-kimyası değişir ve böbreküstü bezleri kortizol denilen stres hormonlarını salgılamaya başlar. Kortizol  normal şartlarda  sabahları uyanıp, gündelik eylem aktivitelerimize başlarken, ya da fiziksel egzersiz yaparken salgılanırken, arzu ve ihtiyaçlarımız karşılanmadığı her an  kronikleşen stres durumlarında sürekli salgılanmaya başlaması neticesinde fizyolojimizi, metabolizmamızı ve tabii ki zihinsel sağlımızı da olumsuz olarak etkilemeye başlar. Sık salgılanan kortizol beden ağırlığımıza yani ideal kilomuza zarar verici etkileri  barındırır.

Kortizol salgısı kilo almayı tetikleyebilir çünkü iç organların yağ depolamasını teşvik eder ki, bu depolama da sonuçta kortizol salgısını gene artırır. Kortizol aynı zamanda kandaki şeker seviyesini de yükseltir; böylece hücreler glikoza karşı zayıf düşer ve beyne açlık sinyali göndermeye başlar. Ve sonuç olarak yüksek kalorili, genelde çok sağlıklı olarak gösterilmeyen gıda maddelerini tüketmek için  güçlü bir arzu doğar.

Özellikle bizim gibi büyük şehirlerde yaşayan, her an başka bir stres faktörü ile karşılaşarak, başetmesi gereken kişilerin kortizol seviyeleri tahmin edersiniz ki olması gerekenden çok daha yüksektir. Birde bunun üstüne baş etmemiz ve başarmamız gereken bir diyet programı eklendiği takdirde, bedenimize biraz daha stres yükleriz ve sonuç olarak kortizol seviyemizin otomatik olarak çok daha yükselmesine sebep oluruz.

Ağır diyet programları, bir çeşit oruç kıvamındaki sıkı diyet listeleri farkındalık halimizi kesinlikle değiştirmez veya farkındalığımızın genişlemesi için destekleyici bir unsur içermez. Sürekli diyet yapan kişiler genellikle yemek yeme alışkanlıklarını değiştiremezler. Eğer birisi uzun zamandır kilo vermeye çalışıyorsa, bu yemek yeme ile arasında bir aşk ve savaş ilişkisi var demektir ve sonuç olarak bu gel-git’ler  yanlış yemek yeme alışkanlıklarına sahip olduğunun kesin bir göstergesidir.

Sağlıklı Kilo Anlayışını Oturtmak

Aşırı yeme isteği gibi ‘açlık hissetmemek’ veya ‘yemek yeme arzusunun olmaması’ da bazı alışkanlıklar ve açılan olumsuz hafıza kayıtlarından ileri gelir.  Eğer zihnimizi hergün düzenli olarak dinlenmeye almıyor isek, etrafımızda yer alan binlerce uyarıcı neticesinde beden-zihin iletişimimiz dğoal olarak kopar ve zihin bedenin kontrolünü ele alır. Ve bedenimizin o sonsuz zekası sayesinde bize gönderdiği sinyalleri duymamaya, farketmemeye başlarız.

Ayurveda bize sağlımızın bilinçli seçimlerimizde saklı olduğunu söyler. Bilinçli olarak yemek yemenin anahtarı  bedenimiz için neyin faydalı ve neyin zararlı olduğunu farkında olmamızdır. Bu dengede bir kilo için en sağlıklı ve keyifli yoldur.

Eğer koruyucu madde içermeyen mevsiminde yetişen taze gıda maddelerini tercih ederseniz, bedeninizin ihtiyacı olan hem fito-kimyasallar (bedenin bağışıklık sistemini güçlendirerek,  hastalıklardan koruyan, besleyici değeri bulunmayan sebze ve meyve içlerindeki doğal koruyucu kimyasallar) yönünden, hem de fizyolojiyi  dengeli bir şekilde besleyen yapı maddeleri yönünden zengin bir seçim yapmış olarak, açlık ve sağlıksız alışkanlıklarınız arasındaki dengeyi kurabilirsiniz.

Medyada yer alan beslenme ile ilgili tüm doğru bilgilere rağmen, dezenformasyon içeren birçok eski geleneksel diyet programları haberleri sebebiyle de, bugün toplumumuzda obezite tehlikesi ile karşı karşıyayız.

Obezite’nin  muhtelif  kalp rahatsızlıkları, felç, Tip2 diyabet ve çeşitli kanser vakaları ile direk olarak ilişkili olduğuna yüzlerce araştırma neticesinde artık vakıfız. Peki neden çoğunluk  bilginin bu kadar rahat erişilebilir olduğu bir zamanda bile hala kilo vermek için bu kadar yoğun çabalamakta?

Bu kısır döngü  genetik bir  bozukluk olmadığı takdirde yanlış alışkanlıklar, bilinçli  yemek yeme alışkanlığını geliştirmeme ve yemek yerken farkındalığını yediklerin dışındaki herşeye yöneltme; örnek olarak telefon, mail, mesaj, sosyal medya, televizyon veya karşındaki ile sohbete yöneltmeden kaynaklanmaktadır.

Aşırı Yemek Yeme ve Duygularımız Arasındaki Bağlantı

Acıktığımızı hissetmeden sadece yemek saati geldi diye yemek yememeliyiz. Açlık, kan şekeri seviyesi düştüğü zaman bedenin doğal olarak kullandığı bir mekanizmadır. Hücreler enerjiye ihtiyaçları olduğunu beyinde limbik sistemdeki özellikle hipotalamus bölgesine kimyasal sinyaller göndererek haber verir. Beyindeki bu bölge varoluşumuzun en ilkel parçalarından olup, korku, seks içgüdüleri ve duygularımızın da evi konumundadır.Açlık hissettiğimiz zaman ya fizyolojimizin gerçekten beslenmeye ve enerjiye ihtiyacı vardır, ya da bilinçsiz bir şekilde bir duygumuzu bastırmaya çalışıyoruz demektir.

Unutmayın, bedenimiz sabit bir yapıtaşı değildir! Bedenimizin her hücresi hem zihinsel, hem ruhsal bedenlerimizle, hem de çevresi ile sürekli enerji ve bilgi alışverişinde olan bir organizmadır!

Beden her an bir değişim içerisindedir, aynı evren gibi... Tüm moleküllerimiz yediklerimizden elde ettiği enerji sayesinde bu sürekli değişimi gerçekleştirecek kapasiteye sahip olur. Açlığı duygusal sebepler ile hissetmediğimiz sürece, fiziksel ve zihinsel dengemizi korumak için bizi uyaran en temel içgüdülerimizden biridir.

Olumsuz bir duygu ile karşı karşıya kaldığımızda, fizyolojimizin enerji ihtiyacı olmasa dahi açlık hissedebiliriz. Bedenimizle bağlantıyı kaybettiğimizde içimizde böyle bir boşluk hissederiz ve bu boşluğun arkasında saklanan o duygu ile direk irtibat kuramadan bunu açlık duygusu ile özdeşleştirerek, bedenin aslında ihtiyaç duymadığı besin maddelerine yöneliriz. Bir çoğumuz üzgün, sinirli, asabi, sinirli, stresli, küskün, irite, depresif, korkmuş veya boşluk hissine kapıldığımızda veya canımız sıkıldığında otomatik olarak birşeyler atıştırma dürtüsü hissederiz. Bu his amigdala’dan kaynaklanan temel bir dürtüdür. Çünkü bedenimizle gerçek bağlantımız kopmuş ve direksiyonu tamamen zihne kaptırmışızdır. Ve hepimiz gayet iyi farkındayız ki, duygusal açlığımızı bastırmak üzere yemek yiyerek ve birşeyler atıştırarak geçirdiğimiz zaman dilimi oldukça kısa bir süre için bizi oyalar ve tüm bu abur cuburu yemek neticesinde hafif suçluluk ve pişmanlık duyguları doğar.


Bu kısır döngüyü kırarak içinden çıkmak için açlık hissinin arkasındaki gerçek duygumuzla yani gerçek ihtiyacımızla yüzleşmemiz gerekir. Çoğumuz bu yüzleşmeden korkarız, çünkü bunun için güvenli olan konfor alanlarımızı terkederek, kendimize karşı olabildiğince dürüst olmamız, öyleki kendi kendimize dahi söylemeye cesaret etmekte zorlandığımız duygu, düşünce ve arzularımızı netleştirerek, yüksek sesle kendimize söylememiz, bunu kulaklarımızla duymamızı gerektirir.

Yaşamlarımızda değişim ancak bu noktadan sonra başlayabilecektir... Bilinçli seçimler ancak kendimizle bağlantı kurabildiğimiz ve kendimizi anlayabildiğimiz zaman ortaya çıkmaya başlar. Tüm bilgelerin söylediği gibi, farkındalığın anahtarı kendini bilmek ve anlamaktan geçmektedir.

Sonuç olarak ihtiyacın üstünde aşırı yemek yeme alışkanlığı diyet programları ile değil, ancak ve ancak farkındalığı yükseltecek uygulamalar ile sonlanabilir.

Arzularımızın tetikleyicisi olan yeni hafıza kayıtlarını açabilmemiz ve bu yeni davranış biçimlerini sürdürebilmemiz için farkındalığımızın tetikte olması gereklidir. Duygularımızın gerçek sebebini farkına vardığımızda, seçim yapma hakkımızın da olduğunu anlarız ve zaman içerisinde otomatik olarak bedenimizi ve zihnimizi olumlu olarak besleyen yemekler, içecekler, arkadaşlar, iş ve partner seçimlerimizi yapmaya başlarız. Ve bir bakarız ki yaşamımız  daha iyi, daha mutlu, daha sağlıklı ve daha huzur dolu bir rotaya girmiş...

Ne zaman açlığımızdan daha fazla yemek yeme dürtüsü hissederseniz, bir durup, burnunuzdan derin bir nefes alın, nefesi gene burnunuzdan rahatça uzatarak verin ve içinizden 10’a kadar sayın. Saydıktan sonra kendinize sorun : Gerçekten aç mıyım, yoksa ....... mu hissediyorum?

Bu çok basit egzersiz sizi direk birşeyler atıştırmak yerine, saklanmış duygunuzu keşfe götürecektir. Elbette dünyada bilinen en etkili farkındalık çalışmaları meditasyon teknikleridir. Düzenli meditasyon yapmaya başladığınızda tüm seçimlerinizin bağımsız gözlemcisi haline gelir ve yaşamınızı bir tiyatro oyununda gibi yönetmeye başlarsınız. Meditasyon size yaşamı deneyimlemek istediğiniz şekilde açılımını sağlarken, fizyolojik açıdan da tüm sistemlerinizi dengeler.

Eğer kilonuz ile ilgili uzun zamandır sorun yaşıyor ve bunu bir türlü aşamıyorsanız, kesinlikle kendinizi suçlamayın; kendinize karşı nazik, affedici ve müsamahalı olun. Bilin ki atıştırma isteğiniz bazı duygusal ihtiyaçlarınızın fiziksel dışa vurumudur. Bu dürtülere bedeninizin size gönderdiği mesajlar olarak bakın ve  dürtülerin arkasındaki duyguyu bularak, onu şifalandırın.

İşin özü ideal kilonuza erişerek, iradenizi ekstra kullanmadan, acı ve stres çekmeden dengede kalmak için bedeninizi sevgi ve özenle dinlemek üzere hergün 10 dakikalığına da olsa özel bir zaman ayırmak ve bu zaman dilimi içerisinde size iyi gelen nefes, meditasyon, farkındalık artırıcı soru ve cevaplar gibi bir teknik uygulamakta yatmaktadır.

İyi Ol Mutlu Ol,

Chopra Center Perfect Health Instructor

Ebru Şinik

Gerçek bir Ayurvedik Detoks Deneyimi


AYURVEDİK DETOKS
seyahatini bir yıldır sabırsızlıkla bekliyordum.

Daha önce Amerika’daki Chopra Center Üniversitesi’nde Panchakarma detoksu yapmıştık zorunlu olarak ama bu dünyada bilinen en eski ve etkili doğmuş olduğu topraklarda en otantik şekilde deneyimleyecek  olmak  beni oldukça heyecanlandırmıştı.

SRI LANKA  Hint Okyanusu’nda, Hindistan’ın ucunda yer alan bir ada. Bölgeyi bilenler bu ada için Hindistan’ın minyatürü ve çok daha temiz ve hijyeniği demişlerdi; ayrıca yemekleri de çok  lezzetliymiş. Bize detoks süresinde ne kadar lezzetli menüler sunulacağı ile ilgili şüphem vardı ama genede müthiş köri soslu yemekleri duyunca ağzım sulanmış ve umutlanmıştım.

Sri Lanka’nın başkenti Colombo uçağına bindiğimizde izleyeceğimiz hava güzergahı ile ilgili pek bir fikrim yoktu.

Meğer uçağımız Colombo’dan önce, Maldiv’lerin başkenti Male havalimanına uğruyormuş. Maldivler’e de daha önce hiç gitmemiştim. Okyanus üzerinde birden bire tarif edilemez güzellikteki Maldiv Adalarını görmeye başlayınca çok şaşırmış ve adeta büyülenmiştim. Uçaktaki herkes pencerelerden Hint Okyanusu üzerindeki kocaman mücevherler gibi parlayan, irili, ufaklı incilere benzeyen adalara bakmaya çalışıyordu.

Havadan Colombo’ya yaklaştığımızda ise Sri Lanka adasının yeşilliğine inanamadım... Daha önce de yeşili bol memleketlere gitmiştim  ama hayatımda hiç bir yerde yeşilin bu kadar tonunu ve çoğunu  görmemiştim. İçimi büyük bir heyecan daha kaplayıverdi, nasıl  bir adaydı bu böyle? Daha uçaktan inmeden tatil büyük bir  keyif ile başlamıştı.

COLOMBO’ya indiğimiz gibi ülkenin en iyi Ayurvedik Resort’larından olan Barberyn Reef Resort’un yetkilisi bizi karşıladı ve yola koyulduk. Gideceğimiz yer Colombo’dan 2 saat araba uzaklığında Beruwela bölgesinde, okyanus kıyısında  bir klinik idi. Yol boyunca otantik evler, yerel işletmeler, ülkemizde yetişmeyen onlarca farklı ekvator kuşağı meyve çeşidinin olduğu rengarenk manavlar ve halkın gündelik  hayatını izleme fırsatımız oldu. Tabii bu arada ilginç  manavlardan birinin önünde durarak Thambili dedikleri Baby Coconut’ların, yani henüz tam olgunlaşmamış Hindistan Cevizlerinin tadına baktık. Kabukları henüz sarı olan bu Hindistan Cevizlerini tepe kısmından, pala ile tek vuruşta  vurarak açıyorlar ve içine bir pipet yerleştiriyorlar. Önce içindeki o taze Hindistan Cevizi suyunu içiyorsun. Daha sonra aynı mini pala ile meyveyi kalın kabuğundan ikiye ayırıp, kabuğunun ufak bir parçasından mini spatula yapıyorlar ve bu mini kaşık ile meyvenin içindeki henüz jöle kıvamındaki  Hindistan Cevizini sıyırarak yiyorsun. Adeta bir serum  niteliğinde olan bu Baby Hindistan Cevizleri için sağlık ve gençlik iksiri deniyor. Tadı muhteşem!

Aynı şeyi ertesi gün  öğledensonra otelin barından talep ettiğimizde ise barmen bize servis yapamayacağını söyleyerek, saati ve havanın durumunu sebeb olarak gösterdi. Meğer Baby Coconut’ın sadece güneşli havalarda ve öğlen 13.00’den önce içilmesi gerekiyormuş. Yoksa faydası olmaz başağrısı ve bitkinlik yapabilir dedi. İşte dedim içimden, doğanın ritimleri ile uyum içerisinde yaşamak bu olmalı! Tam bir Ayurveda Merkezine gelmiştik.

Otele akşamüzeri giriş yaptık ve resepsiyonda ertesi sabah 09.00’da Ayurveda doktorumuzla ilk konsültasyonumuz olduğu bilgisi verildi. Odamız okyanus kıyısında çok ilginç yemyeşil ağaçların bulunduğu, kendi verandası olan, lüksten uzak fakat tertemiz adeta sabun kokan, sonderece otantik bir Beach Villa’ydı. Colombo’ya inerken uçağın penceresinden ülkeye bakarken de aynı şeyi düşünmüştüm. Bugüne kadar gezdiğim ülkeler arasında bu kadar yeşilini görmemiştim. Muson yağmurları ve sıcak iklim toprağın her bir cm2’sinde envayi çeşit bitki ve ağaçların yetişmesi için mükemmel bir ortam sağlıyordu.

Odamızın etrafı Mangrove isimli nerdeyse her dalından kök salan, ekvator iklimine ait görkemli ağaçlar, şemsiye büyüklüğünde yaprakları olan bitkiler ve Hint Okyanusu ile çevriliydi. Ayrıca verandamızın tam karşısında kayadan uzunlamasına heybetli bir adacık yer alıyordu. Bahçede onlarca sincabın cirit atması ise cabasıydı. Sincaplar bu otelin maskotlarıydı sanırım ve kafanızı çevirdiğiniz her yerde bir kaç tanesini kovalamaca oynarken görüyordunuz.

Ertesi sabah 07.00’de kalktık ve kahvaltı salonuna gittik.

Ooo, açık büfe vardı, şaşırmıştık. Büfeyi gezmeye başladığımızda çok da alışık olmadığımız bir kahvaltı menüsünden oluştuğunu anladık. Egzotik meyveler, pirinç unundan yaplmış son derece lezzetli pide ve mini gözlemeler, bizim pasta süsü olarak kulladığımız rendelenmiş hindistan cevizinden acuka tarzı acılı ekmek üstü ezmeleri, duru sebze çorbaları gibi son derece sağlıklı ve kesinlikle doyurucu bir renk cümbüşünden oluşan zengin bir büfeydi benim için... Yumurta, peynir, zeytin ve domatesten ise eser yoktu... Meğer domates ve yumurta orada kullanılan bazı bitkisel iksirlerin etkisini azalttığı üzere domatesi hiç kullanmıyorlar, yumurtayı da haftada bir, bilemedin iki defa servis ediyorlarmış. Çok isteyenler içinse dilimlenmiş tost kaşarı tarzı bir taze kaşar peynir çeşidi ile tadı hiç zeytine benzemeyen bir yeşil zeytin dışında Türk Kalvaltısının çay esintisi bile yoktu menüde tabii. Çay servisi olarak  herkesin masasına özel, benim bayıla bayıla içtiğim bitki ve baharat karışımlarından servis yapılıyor. Hepsi damak tadıma uygun, hafif  çaylar. İlk sabah bize kakule çayı ikram ettiler; yapması çok basit. Porselen bir demlik içerisine tepeleme bir çay kaşığı toz kakule üstüne, kaynar suyu döküp, 5 dakika demlenmesini bekliyorsun, bu kadar. Mideyi rahatlattığı gibi ekstra mide gazı gibi sindirim sorunlarına da çok iyi geliyor.

Kahvaltı sonrası doktor randevumuza gittik. Klinik girişi bahçe içerisinden büyükçe bir resepsiyon masası önünden yapılıyor. Resepsiyonda  güleryüzlü ve işlerini gayet büyük bir ciddiyetle yaptığı belli olan orta yaşın üzerlerinde  Bay Anton ve Bayan Gayanni Kumari duruyor. 1000 farklı bitkinin yetiştirildiği, 1374 farklı medikal bitki karışımının yapıldığı,40 farklı iksir ve 450 farklı medikal yağın imal edildiği Barberyn Reef Resort’da otel personeli hariç,  sadece klinikte  Dr. Mangala Kumara  yönetiminde 70 terapist ve doktor hizmet veriyor. Anlayacağınız epey büyük bir klinik.

Hemen bizi bahçeye kapısı açılan Dr. Madhavi De Silva’nın  yanına aldılar. Bayan Madhavi  geleneksel ve zarif Sri Lanka  giysileri içerisinde genç, güleryüzlü bir bayan. Nabız  atışlarımızdan ayurvedik bünye tipimizi kontrol etti. Biz bünye  tiplerimizi haliyle benim eğitimimden ötürü biliyorduk elbette,  ama hiç sesimizi çıkarmadık. Yaşam tarzımızı, beslenme  tercihlerimizi, gündelik hayatımızda bizi rahatsız eden bir  fiziksel belirti olup olmadığı dahil 1 saat boyunca önce bana,  sonra eşime kısaca oraya geliş amacımıza dair detaylı bir  sohbet yaptık.

Hamdolsun herhangi bir hastalıktan ötürü değil, sadece Koruyucu Tıp’dan faydalanmak adına detoks yapalım, dokular ve hücresel bazda toksinlerimizden arınalım, gençleşelim, yenilenelim amacıyla gelmiştik buraya. Dr. Madhavi görüşme neticesinde  klinikte bizimle ilgilenecek sağlık  terapistleri ve restoranda görevli garsonlar için ikimiz içinde ayrı ayrı uzun notlar yazdı ve bize hemen oda kapısının  yanındaki, üzerinde oda numaraları olan küçük bölmelerden oluşan bir dolabı gösterdi.

Hergün 15.00’de bu dolaba klinikte  herkes için hazırlanmış özel iksir ve toz karışımları şişeler ve zarflar içinde bırakılıyordu ve bizde bırakılan ilaçları alarak, zarfların içinde yazılı olan saatlerde tüketmekle mükelleftik. Ve hergün saat 14.00’de klinikte 1,5-2 saatlik şahsa özel  terapiye girecektik. Oldukça heyecanlanmıştım.

Meşhur  Ayurveda Masajı olan, bayıldığım, Abhyanga masajının nasıl yapıldığını biliyordum ama terapi esnasında başka neler vardı acaba?

Günlük terapiye gelirken giymemiz üzere verilen bordo renkli  kıyafetleri aldık. Aslında bu kıyafetten ziyade pareo tarzı  kullanılan uzun bir kumaş parçasıydı. Klinik kapısından içeri  herkes ayakkabı ya da terliklerini çıkararak, yalın ayak olarak, içine sadece alt iç çamaşırını giyerek, üzerine de bu bez parçasını bağlayarak girebiliyordu. Saat 14.00’de önce akupunktur salonuna gitmemiz söylenmişti. Bahçeden girişi olan bu büyükçe salonda yanyana sedyeler duruyordu ve içeri girerken sedye üzerine sermek üzere herkese ufak bir çarşaf veriliyordu. Çok uzun yıllar önce kronik kabızlık ile ilgili akupunktur seanslarına gitmiştim ve oldukça faydasını görmüştüm. Ama nerdeyse 18-20 yıl geçmişti üstünden, akupunkturun nasıl bir his olduğunu unutmuştum. Uzandım ve geleneksel Sri Lanka kıyafetli uzun boylu bir bayan olan Dr. Ayachana gelerek vücudumdaki 6 noktaya iğne yerleştirdi. Cildime yerleştirilirken sinek ısırığı kıvamında hissettiğim iğneler sayesinde 5 dk. sonra çok ama gerçekten çok derin bir uykuya dalarak, yarım saat sonra doktor tarafından uyandırıldım. Hergün böyle yarım saatlik derin bir şifa uykusuna yatırılacaktım demek ki.

Oradan çıktıktan sonra klinik ana girişine yönlendirildim tekrar  ve beni beyaz gömlek üzeri  mutfak önlüğü modeli tarzında buz  mavisi, tertemiz elbiseli iki bayan karşıladı kapıda ve elimden  tutarak Abhyanga masajı olacağım odaya götürdüler.  Gayanni Kumari ve  Sakunthala isimli bu iki Sri Lanka’lı bayana içim ısınmıştı hemen.

Abhyanga masajı  "Panchakarma" Detoks’unun en temel uygulamalarından biridir. Ayurveda seminerlerimde hep anlattığım gibi, gece boyunca bedenimiz yenilenme sürecini gerçekleştirir ve vücuttan toksinleri, beden enerjisi elverdiğince, atar. Toksinler bedenimizden 4 yol ile tahliye olur: Dışkı, idrar ve terleme ve dil üzerine yerleşerek. Eğer sindirim sisteminiz zayıf ise sabahları kalktığınızda dilinizin üstünde sarımsı, beyazımsı ve acımsı bir tabaka vardır. İşte bu tabakanın tamamı toksik atıktır. Yükselen Çağ seminerlerine katılanlar gayet iyi bilir, o yüzden sabah kalktığımız gibi ilk iş dil üstündeki tabakayı Dil Toksin Sıyırıcı ile sıyırıp, atarız.

İşte günlük Abhyanga’nın önemi burada devreye giriyor. Vücuttan atılmak üzere bekleyen toksinlerin büyük bölümü cildimiz üstünde, hücreler arasındaki sıvılarda bekler. Bünye tipinize uygun, ılık bitkisel yağlar ile cildiniz üzerinde yapılan masaj hareketleri ile vücuttan atılmaya hazır bekleyen bu toksinler çözülür ve kolaylıkla tahliye olur. Böylece masaj sonrası detoksunuzu oldukça hızlandırmış olursunuz.

Gayanni ve Sakunthala otelde kaldığım süre boyunca hergün bana Abhyanga masajı uygulacak olan sempatik ve her daim güleryüzlü terapistler. Hoş bu ülkede gördüğüm herkes çok kibar, zarif ve nazik. Biz batılılardan çok farklılar... Hergün aynı masaj odasında, aynı bayanlar tarafından karşılanıyorsunuz. Çünkü kişilerin gelişimlerini doktorlar gibi, masörlerde izliyorlar.

Masaja bünyenize uygun ılıtılmış bitkisel yağlar ile kafa bölgesinden başlanıyor. Dik oturur pozisyonda iken kafatasınıza ılık King Coconut Oil, Bhringaraj, Bhrungamalaka vb. gibi bitkilerin yağ karışımları ile 5 dakika boyunca kuvvetlice masaj yapılıyor; sonra sırtınız gene oturur pozisyonda başka bir karışım ılık yağ ile aynı işlemi görüyor. Bundan sonra masaj sedyesine sırtüstü uzanıyorsunuz.

Sedyeye geçtikten sonra 40 dakika boyunca iki bayan tarafından senkronize bir şekilde masaj yapılıyor. Bu senkronize masajda öyle bir uyum yakalamışlar ki, odada iki bayanın olmadığını bilseniz, tek kişi tarafından uygulandığını zannedersiniz kesinlikle. Kollar ve bacaklara aynı ve göbek bölgenize kullanılan yağlar farklı. Bir masaj süresi boyunca vücudunuzun farklı bölgeleri için 3 yada 4 farklı yağ kullanıyorlar. Cam şişeler içindeki yağlar sıcak su kovaları içerisinde ılıtıldıktan sonra vücudunuza sürülüyor.

Bugüna kadar aldığım Abhyanga masajlarından farklı olarak burada ilk defa şu uygulamaya şahit oldum. Vücudunuzun ön tarafı tamamlandıktan sonra sağa dönüyorsunuz ve  vücudunuzun sağ tarafına dokunulmadık bir milim kalmamacasına  masaj yapılıyor, sonra sol tarafınızı dönüyorsunuz ve en son yüzüstü yatıyorsunuz. Yani yağlanmadık, masaj görmedik neredeyse tek bir hücre dahi kalmıyor vücudunuzu kaplayan deride.

Daha sonra içi farklı bitkiler ile doldurulmuş sıcak bohçacıklar ile tüm bedeninize baştan aşağı  kompres yapılıyor, avuç içi dahil...  Bu işlem esnasında bohçacıklardan çok hoş ve şifalandırıcı bir koku salınıyor. Ve sıcak tüm bedeninizi tekrar gevşetiyor. Herkesin  semptompları, ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda bitkilerin karışımları ile hazırlananan bu şahsa özel  bohçacıkların her biri tek kullanımlık. İnanılmaz rahatlatıcı bir fiziksel duyumsama ve zihinsel rahatlama sağlıyor bu işlem, kendinizi mükemmel hissediyorsunuz.

Normal hayatımızda hergün masaj almak hem ekonomik, hem de zamanlama açısından çok mümkün değil. Ama günde 5-10 dakikanızı ayırarak bu işlemi kesinlikle kendi kendinize evde de yapabilirsiniz. Bünyenize uygun masaj yağını bulmak için Yükselen Çağ web sitesinde yer alan "Bünye Tipi Belirleme" Anketi’ni yapabilir ve Hindistan’dan binbir çaba ile getirterek, özenle karıştırdığımız Vücut Bakım Yağlarını ve Abhyanga Masajını nasıl yapabileceğiniz ile ilgili detaylı bölümü web sitemizde bulabilirsiniz.

Abhyanga masajı  sonunda göz sağlığı için bir damla damlattılar ve minik bir bardak içerisinde tadı nar ekşisine benzeyen bir iksir verdiler içmem için.

Sonrasında özel bir bitki bahçesine alındım. Burada vücudumun her bölgesine doktorun yazdığı reçeteye göre ısıtılmış farklı bitkisel öz yağlara batırılmış pamuklarla sarmalandım, yüzüme papaya meyvesinin püresi sürüldü ve gözlerime de birer salatalık dilimi yerleştirilerek, gene  yarım saat boyunca uykuya bırakıldım. Bu bölümde kullanılan bitki özleri yağ ve macun haline getirilmiş halde her an kullanıma hazır bir ısıda tutuluyor. Ayurveda’nın en temel prensiplerinden biri asla soğuk birşey yeyip içmediğiniz gibi, vücudunuzun hiçbir yerine soğuk bir sıvı da sürülmemesi.

Yarım saat sonra güleryüzlü terapistler tarafından nazikçe tekrar uyandırıldım ve vücudumdaki pamuk parçaları alındı, buradan duşların olduğu bölüme götürüldüm. Duşa girerken elinize metal bir mini kapta turuncu renkli bir peeling sıvısı veriyorlar. Sentetik hiç bir madde içermeyen bu bitkisel sıvı ile vücudunuzdaki yağ tabakasını nazikçe temizleyebiliyorsunuz.

Yıkanıp, temizlendikten sonra hemen yan taraftaki bitkisel su banyosuna alınıyorsunuz. Mini odalar içerisinde, sıcak su ile doldurulmuş küvetlerden birise uzandım. İçeri yapılı bir bayan girdi. Elinde içi kahverengi bir sıvı ile dolu galvaniz bir kova vardı.  Bu sıcak sıvıyı küvetin içine boşalttı ve oda çok hoş bir koku ile dolarken, tüm hücrelerim tekrar çok derin bir şekilde gevşeyerek,  rahatladı. Çocukken izlediğim afrika filmlerindeki şişman yerlilere benzeyen bu bayan elindeki galvaniz maşrapayı küvete sokup doldurdu ve omuzumdan itibaren ayak parmaklarıma kadar suyu boydan dökmeye başladı.

15 dakika vücudumdaki meridyenler boyunca yukarıdan aşağı doğru aynı işlemi tekrarladı. Evet detoks kesinlikle böyle bir işlem olmalıydı, o kadar rahatlıyorsun ki, toksinlerin hepsi de rahatlıkla tahliye oluyor. Bu detaylara inanamıyordum. Amerika’da da detoksa gitmiştim fakat bu detayda bir işleme rastlamamıştım. Ayurveda otelinde kaldığım 8 gün boyunca akupunktur, abhyanga masajı ve bitkisel yağlara batırılmış pamuklarla sarmalanma terapileri hergün rutin olarak yapıldı. Bitkisel Su Banyosu ise gün aşırı yapılan bir terapiydi. Bir gün Bitkisel Su Banyosuna girerken, diğer günler Bitkisel Buhar Banyosuna giriyordum.

Bitkisel Buhar Banyosu’nda, kaynayan kazanlardan alınan bitkisel özler, ahşaptan yapılmış olan Buhar Banyosu dolabının altındaki bölümlere yerleştiriliyor. Bu ahşap dolabın üstü delikli yatak şeklinde ve buraya bir havlu üstünde uzanıyorsun. Uzandıktan sonra dolabın üstündeki yarım daire şeklindeki kapağı kapatıyorlar ve altındaki bitki sıvılarının buharı ile terlemeye başlıyorsun. 10 dakika boyunca bitki özlerinin buharı ile tüm bedenden  ciddi bir toksin ter ile atılıyor. 10 dakika da nedir demeyin, bu terapide inanın 10 dakika geçene kadar en az yarım saat gibi geliyor.

Ve bu işlemden sonra gündelik rutininiz tamamlanıyor. İsterseniz 16.30’daki yoga dersine katılabilir veya okyanus kenarında yürüyebilir ya da  bahçedeki muhteşem Mangrove ve Banyan ağaçlarının altında kitabınızı okuyabilirsiniz.

Ben bir gün yoga dersine katıldıysam, diğer gün sahilde yürüyüş yaparak, verandamızda dinlendim. Bütün gün bakımdasın zaten, neyin dinlenmesi diye düşünüyorsanız, detoks esnasında ciddi olarak yorulduğunuzu söylemem lazım. Toksinler vücuttan tahliye olurken bünyenin ciddi bir enerjiye ihtiyacı var ve bu işlem en başlarda oldukça yorulmanıza sebeb oluyor. Bu arada iklim o kadar nemli ki, cildiniz iklimin etkisi ile de, adeta minik bir cilt gerdirme işlemi yapılmış gibi, 3 gün içerisinde ışıl ışıl parlamaya, pürüzleşmeye ve gerginleşmeye başlıyor.

Akşam yemeği servisi 18.30’da başlıyor. Restaurantta her odanın masası oda numarası ile sabitlenmiş. Çünkü konsültasyon esnasında doktorun aldığı notlara göre şahsa özel yemek servis ediliyor. Menü kartlarına garsonların rahatça okuyabilmesi için Sri Lanka yerel lisanı olan Singlais’ce notlar yazılmış. Bu kartlarda masada oturan herkesin ismine göre her öğün ne çayı servis edileceğine kadar detaylı bilgiler yazılmış durumda. Garson menüyü peyderpey servis yaptıktan sonra, birde üstüne Restauranta yemek servisi boyunca gezen son derece sempatik ve de güzel iki Ayurveda doktoru masanızın yanından geçerken sorularınızı yanıtlıyor. Neden bunu yiyorum, bu sebze ne işime yarayacak gibi... Dr. Vidusha  sebzeleri ve etkilerini o kadar detaylı anlatıyor ki, kendimi üniversitede derste gibi hissettirdi bana.

Yemeklerden sonra içmek üzere her masanın üzerinde danışan numarası yazılı, içinde farklı renkli şuruplar olan şişeler duruyor. Bu şurupları yemekten sonra birer kaşık sıcak suya karıştırarak kapanış olarak içiyorsun ve yemeğini bu şekilde tamamlamış oluyorsun.

8 gece, 9 gün boyunca devam eden bu Panchakarma detoksu sonrasında kendimi tam anlamı ile daha hafif, daha dinç ve biyolojik yaşımdan da daha genç hissetmeye başladım. Bu deneyimin bana kazandırdığı en önemli farkındalık ise yediklerime daha fazla dikkat etmem gerektiği oldu. Yediğimiz ve içtiğimiz herşey, soluduğumuz hava dahil duyularımızla algıladığımız herşey fiziksel, zihinsel ve ruhsal sağlığımızı direk olarak etkiliyor.

Ne kadar doğru bir seçim yapmıştım Ayurveda okumakla... Yaşam Bilimi manasındaki Ayurveda, kökeni Hindistan’ın Vedik kültürüne dayanan 5,000 yıllık bir doğal şifa sistemi olup, insanoğluna beşeri potansiyelinin üst sınırını gerçekleştirirken, her yönden dengede ve zinde kalmasına yardımcı olan bir bilgelikler bütünü ve bu bilgileri uygulayarak bizzat faydalarını deneyimlemek, kendi bedeninin simya gücünü keşfetmek müthiş zevkili ve motive edici. Barberyn Reef Resort bugüne kadar geldiğim Detoks Merkezlerinin kesinlikle en geleneksel ve profesyoneli. Ayrıca iletişim kurduğum herkes son derece insancıl, kibar, nazik ve güleryüzlüydü. Hiçbir ülkenin halkından bu derece etkilenmedim bugüne kadar. Her kesimden insan bu insani özelliklere sahip. Bu toplumsal bir hafıza sanırım...

Bu detoks tatili ile ilgili sizinle paylaşmak istediğim daha çok konu var ama Pozitif dergisinin sayfalarına bu kadar sığdırabildim. Dokuzuncu günün sonunda otelden büyük bir tatmin duygusu ile ayrılırken, önümüzdeki sene için tekrar gelme planları yapmaya başlamıştım...Barberyn Reef Ayurvedik Health Center Direktörü Dr. Mangala ileBarberyn Reef Resort Ayurvedic Center Direktörü Dr. Mangala ile Heatlh Center'ı gezerken.

İyi Ol Mutlu Ol,

Chopra Center Perfect Health Instructor

Ebru Şinik

Detoks Yaparken Bilinmesi Gerekenler

Ebru Şinik ile Ayurvedik YaşamBugünlerde nereye baksam neredeyse herkes muhtelif  sıvı içecekler ile - Juicing ya da ağır bir diyet ile detoks yapma peşinde...

Bu süreçte fayda görebilmeniz için düzgün bir detoks programının nasıl olması gerektiğini bilmek gerekiyor. Uyguladığınız detoks programının yağ depolarınızdaki toksinleri  kan dolaşım sisteminize doğru hareket ettirerek belirgin problemlere neden olmaması, tam tersine metabolizmanızı toksinlerden temizlemesi gerekir.

Bir kaç ay önce eski bir arkadaşıma rastladım. O da, batıda sadece fiziksel bedendeki arınma işlemi olarak algılanan, moda olan detoks programlarından birisine başlamış ama bir süre sonra işlerin ters gitmeye başladığını farketmiş. Filiz kırk yaşlarına yaklaşmakta olan neşe dolu bir bayan ve nedereyse hayatı boyunca ideal kilosunun hep üzerinde olmuş. Yıllarca muhtelif diyet programlarını denemiş, bir çok kilolar verip, her seferinde tekrar aynı kiloları ve hatta fazlasını geri almış. Problemin uyguladığı programlardan ziyade kendisinde olduğunu düşünen Filiz, sürekli kendini içten içe suçlayan, artık çaresizlikten bıkkın hale gelmiş genç bir bayan. İş yerindeki bir arkadaşının günlük olarak paketler şeklinde adreslere gönderilen  ‘ Yağ Yakan (!)  Sıvı İçecek Detoksu’  sayesinde verdiği  4,5 kilodan esinlenerek, hemen büyük bir şevk ile  dünyada kilo verme programlarında şu anda trend olan bir Sıvı Detoks Paketi  satın almış. Peki Filiz bedeninin alışık olduğu  rutin gıdaları bırakarak ve günlük kalori tüketimini şiddetli bir şekilde azaltarak kilo vermiş mi? Elbette vermiş.

Fakat programa başladığı 2.  haftadan  itibaren kendisini ciddi anlamda mutsuz ve rahatsız eden, şiddetli baş ağrıları, bedenin farklı bölgelerinde ağrılar,  tüm ciltte kızarıklık ile birlikte kaşıntılar gibi başka problemler yaşamaya başlamış.  Filiz’in tüm bu Sıvı İçecek Detoksu süresince farkında olmadığı en önemli konu, ani kilo verme esnasında  hücresel sıvılar ve muhtelif bezlerinde saklanmış ve depolanmış olan toksinlerin, bedeninde serbestçe dolaşıma çıkmış olmasıydı. Ve işin en kötüsü izlediği detoks programında tükettiği gıdaların besleyici nitelikleri, bedenin detoksifikasyon sisteminin çalışmasını destekleyecek miktarda olmadığından, Filiz normal halinden çok daha fazla toksin yüklenmiş bir noktaya doğru sürüklenmişti.  Ve bu semptomlar  böyle bir tabloda son derece tipikti...

İdeal bir detoks programında olması gereken unsurlar nelerdir, bilmek ister misiniz?Organik Beslenme

 İşte size aşağıda detoks sürecinizi harika bir yenilenme ve canlanma sürecine dönüştürecek olan sadece beslenmeyle ilgili olan bölüm maddelerini sıralıyorum;

  • Yüksek Kalitede Protein Kaynaklarını Tercih Edin : 

Neden ?  Proteinden elde edilen amino asit’ler,  enzimler  ve karaciğer detoksunun gerçekleşebilmesi için gerekli  bileşenlerdir.  

Öneri: Börülce, kurufasulye, nohut, mercimek, fındık, ceviz, badem, bakla, barbunya gibi bitkisel protein kaynaklarını tercih edin. Ya da organik olduğundan emin olduğunuz kümes hayvanları ile yumurta ve cıva içerme ihtimali düşük olan küçük - yağlı balıkları.

 

  • Yeterli Besin Maddesi Tüketin : 

Neden?  Toksinlerden arınmak oldukça karmaşık bir  süreçtir.  Bu süreç esnasında beden bir dizi vitamin, mineral ve diğer besin gruplarından faydalanır.

Öneri:  B-complex vitamini alın, içinde methylcobalamin ve methylfolate bulunmasına dikkat edebilirsiniz.  Besleyici özelliği yoğun olan taze ve renkleri canlı ve parlak sebze ve meyveleri tüketin.

 

  • Sebzelerden Turpgillere  Öncelik verin :

Neden?  Bu familyadaki sebzeler karaciğer detoksunu ve östrojen değişimini destekler.

Öneri:  Brokoli, karnabahar, brüksel lahanası, lahana, koyu renkli yeşillikler tüketin. Bu sebzeleri çiğden değil, her zaman hafif pişirerek tüketin. Çünkü turpgiller,  tiroid hormonunun çalışmasını azaltan etkileri içerirler.  Bu tür iyot eksikliği yaşayan kişilerde turpgillerin  işirilerek tüketilmesi bu sorunu en aza indirgeyecektir.

 

  • Antioksidan açısından Zengin Besinleri Hatırlayın  :

Neden?  Çok aşamalı olan detoks süreci boyunca,  koruyucu besin maddeleri tarafından bariyer oluşturulmadığı takdirde, bedenimiz zarar verici toksik metabolitler oluşturabilir.

Öneri:

Vitamin C açısından zengin besin grupları ile magnezyum, selenyum takviyeleri  ve besleyici özelliğinden ziyade,  bedeni hastalıklardan korumakla görevli olan güçlü fitokimyasalları barındıran
sarmısak, soğan, meyve ve koyu ve parlak renkli sebzeleri  her menünüzde bulundurun. Ayrıca enginar, zerdeçal ve kişniş silymarin içerir. Silymarin karaciğer detoksunu destekleyici bir antioksidan olup, en fazla devedikeni’nden elde edilir. Milk Thistle adı altında satılan bu öz karışımı piyasadaki itibarlı markalarda bulabilirsiniz.

Önemli Not: Farkettiyseniz detoks süresince karaciğer temizliği ön planda tutuluyor. Bunun ana nedeni karaciğerin vücudun detoks organı olmasıdır. Karaciğer vücudumuza giren 5 binden fazla zararlı maddeyi süzerek temizler. Karaciğer çalışmazsa kanda zararlı maddeler olan toksinlerin oranı artar. Bu da kalp, beyin ve böbrek gibi önemli tüm diğer organlarımızı çalışmaz hale getirir. Karaciğer ayrıca hormonlarımızı da olması gereken düzeylerinde tutar. Örneğin, şekerin vücudumuzdaki seviyesini karaciğer ayarlar. Yani karaciğerimiz iyi çalışmıyorsa diyabet ortaya çıkar. Ya da karaciğer vücutta östrojen hormonunun fazlasını yıkamadığında, erkeklerde dişilik hormonlarının sağladığı meme gibi uzuvlarda büyüme başlar.

  • Bolca Temiz ve Canlı Su İçin :

Neden?  Detoks sürecinin en önemli bölümlerinden diğeri de toksinlerin idrar ve ter yolu ile bedeni tahliye sürecidir. Aşırı sıvı kaybı sebebi ile bedeninizde daha fazla toksin yüklemesi olacağını unutmayın ve amacınıza erişmek için en az 1,5-2 litre saf suyun (çay, kahve, meyvesuyu  vb. sayılmaz) bedeninizde akmasına izin verin.

Öneri:  Plastik şişelerde saklanan suları tüketmekten kaçının. Suyu cam şişede satın alın veya  ormanlardaki canlı su kaynaklarından temin ederek, tüketmeyi tercih edin.  Hiç birisini yapamıyorsanız  evdeki plastik damacanadan cam sürahiye  ve iş yerinde içmek üzere kullandığınız cam ya da seramik mataranıza doldurduğunuz suya hoş melodili müzikler ( klasik müzik, mantra müzikleri, doğa sesleri vb.) dinlettikten ve/veya  niyetlerinizi de yükledikten sonra suyu içiniz.

Detoks Süresince Uzak Durmanız Gerekenler

  • Alkol, tütün,  reçetesiz ilaçlar ve uyuşturucu kategorisine giren haplar
  • Kafein. Kafein karaciğer tarafından metabolize edilse de, alımını azaltmak detoks süresine ciddi destek olur. Eğer kafeini günlük olarak büyük oranlarda tüketmeye alışıksanız,  başağrısı gibi semptomlar yaşamamak için kademeli olarak azaltınız. Eğer kahve içmeye devam edecekseniz organik olanını tercih ederek ( decaf değil), az tüketmeye özen gösterin.
  • Doğal olmayan hiç birşey tüketmeyin. Bir şeyi yemeden önce ‘ 100 sene önce bu gıda maddesi doğada var mıydı ‘ diye düşünün ve yemeyin.
  • İşlem görmüş, rafine edilmiş, genetiği ile oynanmış besinlerden uzak durun. Paket içerinde olan ve besinin orjinal şeklinde bulunmayan her yiyecek maddesini reddedin ve alışveriş esansında almayın.
  • İşlenmiş şeker ve her türlü suni tatlandırıcıdan da uzak durun.  Pekmez, hurma, bal, palmiye şekeri, akçağaç şurubu gibi doğal tatlandırıcıları da fazla kullandığınız takdirde, yüksek fruktoz miktarı sebebiyle karaciğere stres oluşturabilir, unutmayın.

Esenlikle kalınız,
Ayurvedik Yaşam Eğitmeni - N. Ebru Şinik


Not: Detoks Yaparken Bilinmesi Gerekenler Yazısı Ebru Şinik Tarafından Asia Spa Dergisi Ekim | Kasım 2015 Sayısı için kaleme alınmış ve yayınlanmıştır.

Beyin Nöroplastisitesi Nedir? Yaşamımızı Nasıl Etkiler?

Meditasyon entellektüel bir uygulama olmadığı halde, zihnimizin bu tekniği ve etkilerini ayrıntısı ile bilimsel açıdan anlaması ve ikna olması pratiğin sürdürülebilirliği açısından son derece önemlidir.

Meditasyonun beden, zihin ve ruh sağlığımız üzerindeki olumlu etkileri uluslararası saygınlığı olan birçok bilimsel araştırma ile kanıtlanmıştır.

Meditasyon Yaparak Beyninizi GüçlendirinHarvard Tıp Fakültesi, Massachusetts Institute of Technology, Yale Üniversitesi, Massachusettes  General Hospital’a bağlı olan "Benson-Henry Beden ve Zihin Tıbbı Enstitüsü" gibi bilim dünyasındaki önemli kurumlarca yapılan bu araştırmaların bir çoğu nöro-plastisite değişimini kanıtlayan araştırmalardır. Bu araştırmalara göre düzenli meditasyon ile beyindeki nöronların birbirleri ile bağlantı şekilleri ve ilişkileri evrimleşme yönünde hızlı bir değişim göstermekte ve bununla beraber beynin kimyası da değişmektedir. Yani düzenli meditasyon zihnimizin çalışma şeklini değiştirmektedir.

Plastisite terimi yunancada “plaistikos” kelimesinden kaynaklanır ve biçimlendirmek, şekil vermek anlamına gelir. Nöroplastisite özetle merkezi sinir sisteminin çevresel değişimlere uyum gösterebilme yeteneğidir. Nöraplastisite beynin öğrenme, unutma ve hatırlama yeteneklerine işaret ederek, beyindeki nöronlar ve oluşturdukları sinapsların vücudun içinden ve dışından gelen uyaranlara bağlı olarak gösterdikleri yapısalsal ve işlevsel değişiklikleri kapsar.

Nöraplastisite sürecinde, uyarılan bir nöron çevresindeki diğer nöronları uyararak, onlarda da plastik değişimlere sebep olmaktadır.

Stres, Nöroplastisite ve Fiziksel & Zihinsel Hastalıkların Oluşumu

Meditasyon ile ilgili bilimsel saygınlığı olan kurumlarca yapılan klinik araştırmalar neticelerine göre  depresyonun oluşumunda beynin nöroplastisite kapasitesindeki yetersizliğin rol oynadığı oldukça önem kazanmıştır.

Stres, santral sinir sistemini etkileyen en önemli uyaranlardan birisidir. Kronik stres altında beynin uyum gösterme yeteneğinde çeşitli düzeylerde yetersizlik oluşabilir. Böyle bir yetersizlik nöronlarda olumsuz yeniden yapılanma sonucu başta depresyon olmak üzere çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir.

MeditasyonBeyinde nöroplastik değişikliklerin görüldüğü başlıca bölgeler korteks, septum, amigdala ve hipokampustur. Hippokampüs limbik sistemin bir parçası olup duygu, hareket ve hafıza gibi birçok işlevin genel merkezidir. Hipokampüs öğrenme ve bellek gibi bilişsel işlevler için sürekli olarak yeni nöronlar üretir. Hipokampüs, fazla sayıda adrenal steroid reseptörü içerir ve stres hormonlarının etkilerine oldukça duyarlıdır. Kronik stresin beyinde sinyal ileti yolaklarında bozulmaya neden olarak nöroplastisiteyi etkilediği, hipokampüste nöronal atrofi ve hücre ölümüne yol açtığı gösterilmiştir. Ayrıca stres, hipokampüste nöronların hayatta kalabilmelerini ve çoğalmalarını da baskılayabilir. Özetle stres nöral kök hücre oluşumunu ve sinaptik plastisiteyi olumsuz olarak etkileyen en önemli etkendir.

Tüm bu veriler ışığında yapılan klinik araştırmalar neticesinde düzenli meditasyon yapan insanların stres ile çok daha rahat baş edebildikleri ve stresli durumlar içerisindeyken meditasyon yapmadıkları dönemle karşılaştırıldığında eskisi gibi etkilenmedikleri gözlemlenmektedir. İşte bu sebep ile meditasyon  bilim otoriteleri tarafından  yüzyılımızda bilinen en etkin Strese Karşı Panzehir uygulaması olarak adlandırılmaktadır.

Düzenli meditasyon sayesinde yaşanan bilinç açılımları kişilere daha sağlıklı bir beden, daha sevgi dolu ilişkiler, büyük başarılar, koşulsuz huzur alanları ve ruhani bir uyanış sağlamaktadır. Meditasyonla içimize yapacağımız keşif sayesinde yaratıcılığımız, şifalanmamız ve dönüşüm sürecimiz uyanır; gerçek doğamızı keşfederek, yaşamlarımızda bütünlük hafızasının yeniden canlanmasına olanak veririz.
 
Meditasyon bizi şüphe, kaygı ve yargılamaların yarattığı zihinsel hapislerden kurtararak, yükselmiş bilinç seviyelerinin sağladığı o dingin alana götürür. O alanda gerçek tabiatımız olan huzuru, an’da yaşamayı  ve yüksek yaratıcılık niteliğimizi tekrar hatırlarız.
 
Günde iki sefer yarımşar saatten uygulayacağımız Primordiyal Sesler Meditasyonu, çok etkili bir mantra meditasyon tekniği olup, yaşamlarımıza denge, şifa ve dönüşümü getirecek olan bütünlüğü, tamlık hissini deneyimlememize olanak verir.

Yaşamımızı her manada olumlu yönde etkileyecek, entellektüel zekamızın anlam veremeyeceği şekilde hayatlarımızı dönüştürecek, uygulaması son derece basit bu tekniği öğrenmek ister misiniz?


Kaynakça:

1. Super Brain – Deepak Chopra & Rudolp Tanzi / Thorndike Press
2. Lazar, S. W., Kerr, C. E., Wasserman, R. H., Gray, J. R., Greve, D. N., Treadway, M. T.,& Fischl, B. (2005). Meditation experience is associated with increased cortical thickness. Neuroreport, 16(17), 1893-1897
3. Vestergaard-Poulsen, P., van Beek, M., Skewes, J., Bjarkam, C. R., Stubberup, M., Bertelsen, J., & Roepstorff, A. (2009). Long-term meditation is associated with increased gray matter density in the brain stem. Neuroreport, 20(2), 170-174.   
4. Luders, E., Toga, A. W., Lepore, N., & Gaser, C. (2009). The underlying anatomical correlates of long-term meditation: larger hippocampal and frontal volumes of gray matter. Neuroimage, 45(3), 672-678.
5. Hölzel, B. K., Carmody, J., Vangel, M., Congleton, C., Yerramsetti, S. M., Gard, T., & Lazar, S. W. (2011). Mindfulness practice leads to increases in regional brain gray matter density. Psychiatry Research: Neuroimaging, 191(1), 36-43.
6. Tang, Y. Y., Lu, Q., Fan, M., Yang, Y., & Posner, M. I. (2012). Mechanisms of white matter changes induced by meditation. Proceedings of the National Academy of Sciences, 109(26), 10570-10574.
Yaşlanmayı Durdurun!

Amerika’nın en saygın doktorlarından Dr. Dean Ornish dersimize ilk girdiği zaman yaptığı giriş hepimizi şok etmişti. Tam tamına şöyle demişti: Taşıdığınız genler kaderiniz değildir. Uzun vadeli yaşam tarzı değişiklikleri ile genetik yapınızı değiştirebilirsiniz!

Yaşam Tarzı değişikliği de ne demekti ?

Dünyanın en saygın bilim kurumlarınca yapılan klinik araştırma neticelerine göre vücudumuzda bulunan yaklaşık 100 trilyon hücrenin %98’i bir yıl içinde tamamen yenileniyor. Yani bir sene boyunca yaşam tarzınızda yediklerinizden, uyku saatinize, egzersiz yoğunluğunuzdan uyguladığınız stres yönetimi tekniklerine, zihninizi dinlendirmeye ayıracağınız zaman diliminden sevdiğiniz şeyleri yapmak için ve sevdiklerinizle birlikte olmaya yarattığınız fırsatlara kadar tüm seçimlerimiz bedenimizin ve zihnimizin biyolojik saatini ve genlerimizi direk olarak etkiliyor.

Yaslanmaya Karsi MeditasyonKapsamlı bir yaşam tarzı değişikliği; koroner kalp rahatsızlarından, erken tanı koyulmuş prostat kanserine, şeker hastalığından obeziteye, yüksek kolesterolden göğüs kanserine, bölgesel yangılardan stres kaynaklı oksidatif oluşumlara ve muhtelif kronik rahatsızlıkları durdurarak, süreci tersine çevirebiliyor.

Klinik araştırmalarda sadece 3 ay boyunca bile uygulanan bu yaşam tarzı değişikliklerinin 500 farklı gen’de yararlı dönüşüm sağladığı kanıtlanmış. Genel olarak hastalık önleyici genler artarken, hastalığı teşvik eden genlerin azaldığı gözlemlenmiş. Ve en önemli bulgulardan birisi ise telomer’lerin uzaması.

Hücrenin ve organizmaların yaşlanmasını tetikleyen bir yapı taşı olan telomer, kromozomların en uç kısımlarına verilen addır. Araştırmalar telomer’lerin yaşam süresini belirleyen karar vericilerden biri olduğunu göstermektedir. Hücrenin her bölünmesinde ve hücre yaşlandıkça telomerler kısalır. Telomerler kısaldıkça hücrelerin bölünmesi ve kendini yenileme ve tamir etme süreci zorlaşır ve hatta durur ve yenilenemeyen hücreler ölür. Yani telomer kısalması yaşlanmaya bağlı hastalıkların ortaya çıkması demek oluyor.

Yeni doğan bir bebekte telomerler oldukça uzunken, 70 yaşındaki bir insanda epey kısadır. Bu klinik araştırmalar çerçevesinde telomer uzunluğunu ve telomerlerin kısalma oranını etkileyen temel faktörlerin yaşanılan çevre ve yaşam tarzı olduğu kanıtlanmıştır. Sigara, stres, aşırı kilo, egzersiz yoksunluğu, kalitesiz uyku ve inflamasyona yol açan ya da oksidatif stresi artıran karbonhidratlar, şekerli maddeler, işlem görmüş her türlü katı ve sıvı besin maddesi, asitli içecekler, yapay tatlandırıcılar, trans ve doymuş yağlar ağırlıklı sağlıksız beslenme şekli telomer boyunun kısalmasına yol açan telomeraz enziminin salgılanmasını baskılar ve böylece telomer uzayamaz ve bu biyolojik yaşlanmayı direk etkilemektedir.

Anti AgingDolayısı ile telomerlerin uzunluğu veya kısalığı bir insanın ne kadar hızlı yaşlandığının en doğru göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu şekilde insanın biyolojik yaşının, kronolojik yaşından daha fazla olup olmadığı anlaşılabiliniyor. İşte bu araştırmalar neticesinde sadece 3 aylık kapsamlı bir yaşam değişikliği sonrasında telomer’lerin yaklaşık %30 oranında uzadığı tespit edilmiş.

Şimdi size bu ana yaşam değişikliklerinin hangi konularda olması gerektiğini örnekle-yerek, hem yaşlanma sürecini oldukça yavaşlatan, hem daha zinde, daha sağlıklı ve daha mutlu bir yaşamı beraberinde getiren, hem de potansiyel sağlık harcamalarını ciddi olarak azaltan ilham verici bazı önerilerde bulunmak istiyorum;

Beslenme biçiminizi yaşam tarzınıza en uygun ve sürdürebilir ve aynı zamanda sizi mutlu edecek şekilde yapılandırın:

Asla soframda şunlar yer almamalı diye kendinizi kesinlikle şartlandırmayın. Şartlandırmalar ve katı diyetler sadece kıtlık bilinci yaratır ve irade kaybedildiği andan itibaren Yasaklar Listesinde olan gıdalar istemsiz şekilde aşırı olarak tüketilir. Bu sebep ile beslenirken daha çok vücudunuzun ihtiyaçlarını dinlemeyi öğrenmeli ve elbette ara sıra tadını bildiğimiz için canımızın çektiği işlenmiş gıdaları da, nefsimizi körleştirmek için son derece ölçülü olarak tüketebiliriz.

Her menünüzde gökkuşağının tüm renklerini barındırmaya, soğuk gıda ve sıvıları ana yemeklerle eşzamanlı tüketmemeye, mevsim sebze ve meyveleri tüketimine ve en önemlisi bu boyuttaki varlığınızın ana mekanizması olan fiziksel bedeninizi ölçülü ve dengeli bir şekilde beslemeye özen gösterin.

Sindirim Sisteminin Önemi:

Sindirim Sistemi yani Enterik Sistem bedenimizin ikinci beynidir. Sindirim Sistemimizde sadece yediklerimiz değil, tüm duygu, düşünce, inanç kalıpları vs. de sindirilmektedir. Sağlıklı bir sindirim sisteminden her gün düzenli olarak en az bir defa dışarı çıkıldığı takdirde bahsedilebilinir. Eğer her gün bağırsaklarınız çalışmıyor, kronik kabızlık çekiyor, 2 günde bir ya da daha uzun aralıklarda dışarı çıkılıyor ise, sindirim sisteminizi en acil şekilde dengelenmesi gerekmektedir. Bu dengelemeyi sentetik içerikli haplardan ziyade beslenme biçiminizi değiştirerek ve sindirimi destekleyici baharatlar kullanarak yapmanızı öneririm. Ayrıca kronik kabızlık çeken danışanlarımıza uygulattırdığımız son derece basit ve etkili nefes teknikleri bulunmaktadır. Unutmayın doğru meditasyon ve nefes teknikleri yaşamınızın her alanında harmoni ve balans yaratan uygulamalardır.

Sağlık ve Mutluluk Hormonları Aktivasyonu için Hareket Edin:

Bedeni strese sokmayan, düzenli olarak yapılan, orta ölçekte egzersizlerin genel sağlık ve mutluluk hormonları salgılamasının en önemli tetikleyicilerinden olduğunu biliyoruz. Kalbi strese sokan ve çok fazla adrenalin salgılatan ağır fiziksel aktiviteler dışında doğal sularda yüzme ve doğada yapılacak yürüyüş tarzı egzersizler ile özellikle omurilik sağlığına yönelik yoga, pilates ve stretching egzersizleri tüm bedenlerimizde denge sağlayıcı uygulamalardır. Unutmayın omurgamız kadar sağlıklı ve genciz! Omurilik sağlığı ve sağlıklı bir kas ve iskelet sistemi bedenimizin temel taşlarıdır. Bunun için haftada en az 2 defa 1’er saatlik omurilik sağlığına yönelik bir egzersiz yapmanızı öneririm.

Kaliteli Uyku:

Fiziksel ve zihinsel bedenimizin kendini yenilemesi, gün boyunca yıpranan hücrelerin kendini tamir etmesi, fizik bedende biriken toksinlerin ve zihin bedende hazmedilemeyen negatif duygu ve düşüncelerin tahliyesi için bedenin gece ortalama 10.30’dan itibaren, 6 ila 8 saat arasında kaliteli bir uykuya ihtiyacı vardır. Eğer uykusuzluk çekiyorsanız bu büyük ihtimalle zihninizdeki düşüncelerin size izin vermemesinden kaynaklıdır. Bu problemi meditasyon ve nefes teknikleri ile rahatlıkla çözebilirsiniz. Bunun için seminerlerimize başvurabilirsiniz.

Stres Yönetimi Teknikleri:

Yüzyılımızda stres bilimadamları tarafından birçok hastalığın en önemli nedeni olarak gösterilmektedir. Gün içerisinde sık sık strese girildiğinde çoğunlukla hayatta kalmamızı sağlayan uyarıcı sistemimiz ve bir nevi gaz verme mekanizmamız olan Sempatik Sinir Sistemi devrede olur. Bu durumda vücudun kendi kendini tamir etme mekanizmalarını devreye sokan, verilen gazı frenleyici Parasempatik Sinir Sistemi randımanlı olarak görev başına gelip, çalışamaz. Dolayısıyla gevşeme ve dinginlik oluşamaz ve sinir sistemleri arasındaki bu dengesiz durum aylar ve yıllarca devam ettiği takdirde hem fiziksel, hem de zihinsel rahatsızlıklar baş göstermeye başlar.

Bilimadamları gündelik rutine oturtulan meditasyon ve nefes teknikleri aracılığı ile Merkezi Sinir Sisteminin rahatlıkla ve basitlikle dengeleneceğini belirterek, özellikle hergün 30 dakikalık meditasyon uygulamasının telomer’lerin uzamasını sağlaması dışında, beyin nöroplastisitesi de yaptığını belirterek, hepimizin hayatına gündelik olarak bu tarz farkındalık egzersizlerinin kesinlikle yerleştirilmesi gerekliliğini önemle belirtiyorlar.

Esenlikle kalınız,
Ayurvedik Yaşam Eğitmeni - N. Ebru Şinik