RSS

Etiketler 'meditasyon'

Daha Mutlu Olmak için Yoga Yapın!

Claire Diab Chopra Center’daki eğitimime ilk başladığımda derslerine girmek istemediğim tek hocaydı. Bu Claire’i tanıdığım için değil, yoga yapmak istemediğimden kaynaklanan bir önyargımdı. Bu dersin yoklama gerektirdiğini ve her gün sabah 08.00-09.00 ile akşamüzeri 17.00-18.00 arası günde 2 defa yoga dersine girmek zorunda olduğumu öğrenince çok bozulmuştum.Yoga’yı eziyetten ibaret olarak gören benim fikirlerimi sadece bir hafta sonra kökünden değiştirmemi ve aşağıda anlattığı bütünlüğü deneyimlememi sağlayan çok sevgili hocam ve aynı zamanda değerli dostum Claire Diab ile bu röportaj benim için çok önemli…

İçinizde yoga ile ilgili benim eski düşüncelerime sahip olan varsa bu röportaj sonrası anlatılanları deneyimlemek üzere kendinize bir şans vermenizi diliyorum. Şimdi sizleri sizleri 25 yıldır Dr. Deepak Chopra ile birlikte çalışan, Chopra Center Yoga Programları Direktörü, Asian Studies Profesörü sevgili Claire Diab ile başbaşa bırakıyorum...

 

  • Merkeziniz “Amerikan Yoga Akademisi”nin web sitesinde “yoga yaşa, bedene, şekle ve dine bakılmaksızın herkes için” der. İnsanlar neden yoga yapmalıdırlar? 

''Herkes Yoga yapmalıdır çünkü  YOGA kendinizi iyi hissetmenizi sağlar! Daha genç, daha çekici ve seksi hissedersiniz. Cildiniz daha parlak olur ve bu sağlıklı bir parlaklıktır. En önemlisi zihnen bir bütünlük hissedersiniz. Çevrenizdeki her şey ve herkesle bir bütünleşme hissi yaşarsınız, çevrenizdeki her şeyle, herkesle ve özel ilişkinizde daha anlamlı, daha eğlenceli, daha sevgi dolu ve kaygısız olursunuz. Artık İçten dışa yayılan bir iç huzura sahipsinizdir! 

               Yoga güzel bir felsefe ve yaşam biçimidir. Yoga Sanskritçe bir kelimedir. Sanskritçe kadim bir lisandır. Yoga kelime anlamı olarak “bütünleşme’’ demektir. Bedenin, zihnin ve ruhun bütünleşmesidir. Yaşamın her kesiminden insanlar bütünleşme hissini yaşayıp, bu hissi sürdürülebilir kılmak için Yoga’yı uygulayabilirler. Yoga esnekliği artırır, kuvvet yaratır, bedeninizi güçlendirir, stresi azaltır, zihninizi sakinleştirir ve arındırır ve bizde bütünsel wellbeing halini, iyi oluşun ve dengenin kapsamlı bir hissini verir. Düzenli olarak yoga uygulamaya başladığınızda öz güveniniz gelişir ve ekstra çaba göstermeden ideal dengenize ve mükemmel kilonuza kavuşursunuz.

 Yoga hayatınıza yıllar eklemek  ile ilgili değildir… O yıllarınıza hayat ekleme ile ilgilidir!

 Hayatı daha geniş bir perspektiften ve daha net olarak görmeye başlar, daha yaratıcı olur ve mutluluk, sağlık, zenginlik ve etik başarılar kazanırsınız.  Sonuç olarak…Sağlığınız Zenginliğinizdir! 

  •  Yarattığınız “Modern Yoga” stilini diğer yoga stillerinden ayıran nedir? 

            “Günümüz Yogisi için Çağdaş Yoga” benim parolamdır. Misyonum dünyada ulaşabildiğim herkese ulaşarak; yaşam tarzına bakmadan, vejetaryen, et yiyen yemeyen, sigara içen içmeyen, spor yapan yapmayan yoga’nın herkes için olduğunu, herkesin yoga yapabileceğini ve ondan faydalanacağını öğretmektir. Yoga uygulayıcıları hakkında yargıya varmaz. Benim ya da eğitmenlerimden birinin yoga dersine katılan her bir kişi yenilenmiş,  canlanmış, enerjisi yükselmiş, dingin ve rahatlamış hissederek sınıftan ayrılır. Öğrencilerim her yoga dersinde kendileriyle ilgili her zaman yeni bir şeyler öğrenirler. Yoga yaşamın tüm katmanlarını içeren bütünsel bir eğitimdir. Amerikan Yoga Akademisi tarafından yetiştirilen eğitmenler bütünsel sağlık yaklaşımı ile fiziksel, duygusal ve spirituel açıdan  eğitilerek, aynı zamanda yoga’yı mat üstünde olmadıkları zamanlarda da nasıl yaşayacakları konusunda bilinçlendirilirler. Günümüz Çağdaş Yogi'sine hareket, nefes alma, rahatlama ve meditasyon aracılığıyla bedenine, zihnine ve ruhuna özen göstermeyi öğretiyoruz…ancak o zaman spirituel özümüz gözlerimiz aracılığıyla ışıl ışıl parlayabilir. Günümüz  modern yogi’si ışıldayan ve parlayan gözlere sahiptir! 

  • Yoganın faydaları nelerdir?

               Yoganın pek çok şaşırtıcı faydaları vardır! Yoga esnekliği artırır, bedeninizi güçlendirir, stresi azaltır, zihni sakinleştirir ve arındırır ve bütünsel iyi oluşun ve dengenin kapsamlı bir hissini verir.  Düzenli yoga uygulaması özgüvenininizi güçlendirmenize, seks hayatınızı geliştirmenize yardım edecek ve sizi ideal kilonuza getirecektir. Daha genç ve daha çekici hissedersiniz. Cildiniz daha parlak olur ve sağlıklı bir pırıltı oluşur. En önemlisi içinizde bir bütünlük hissedersiniz… çevrenizdeki her şey ve herkesle bir bütünleşme hissedersiniz, etrafınızdakilerle ilişkiniz daha anlamlı, daha eğlenceli, daha sevgi dolu ve kaygısız olur. İçten dışa doğru yayılan bir iç huzura sahip olursunuz! 

  • İnsanlar yoganın yapmak için zor ve zahmetli olduğunu düşünürler. Bu doğru mudur? Ya da eğer doğru değil ise, bu kavram yanılgısını düzeltmek kolay mıdır?

İnsanlar zaman zaman yoga’nın zor olduğunu düşünebilirler çünkü yoga eğitmenleri genelde her bireyin belirgin ihtiyaçlarını farkında olmadan ya da  duruşlarla ilgili varyasyonlar vermeden ders yapıyorlar. Genelde yoga kelimesi duyulduğunda, bedenin pretzel şekline girmiş beden pozisyonları akla gelir. Eğer yoga sadece sizin ne kadar esnek olduğunuz ile ilgili olsaydı, o zaman Cirque du Soleil akrobatları dünyadaki en iyi yogi’ler olurdu! Ben 25 yıl önce yoga ile ilgili eğitmenlik eğitimi almaya başladığımda,  beni oldukça zorlayan sadece belirgin bir akış uyguluyorduk. Farklı duruşların hiç varyasyonları yoktu ve bu tüm bildiğimdi. Yoga eğitmenliğine başladıktan s ay kadar sonra onra, yoga dersinde adeta büyük bir mücadele veren katılımıcları gördüm ve  herkesin bireysel ihtiyaçlarını temel alan, onları destekleyecek ve en iyi şekilde hizmet edecek poz varyasyonları olan kendi stilimi yaratmaya karar verdim. Yoga derslerimde her katılımcının kendini rahat ve iyi hissettiğinden emin olmak için her zaman herkesi dikkatlice gözlmelerim.

 Bugüne kadar  dünyanın her köşesinde yaşayan yaklaşık 2,300 eğitmen yetiştirdim ve bu kadar  öğrenciye eğitim verdikten sonra, öğrencilerime derslerine katılan kişilere kendilerini keşfetmelerini sağlayacak şekilde yönlendirmelerinin, dersi bu yönde yapmalarının çok daha doğru neticeler doğurduğunu söyleyebilirim.

Eskiden nadiren de olsa yoga dersi esnasında ufak yaralanmalar olabilmekteydi. Artık  yoga eğitmenlerinin hem kendi, hem de katılımcıların bedenlerini daha farkında olduklarını görüyorum. Bu çok sevindirici.

 “Yoga zordur ve herekese göre değildir” kavram yanılgısı kesinlikle değişiyor! Eğer yoga eğitmenleri öğrencilerine yoga’nın “yaşamla bütünleşme’’nin bir uygulaması olduğunu, kendi bedenlerini farkına varmalarını ve de yoga’nın bir yarışma olmadığını öğretirse, işte o zaman daha çok yoga yapan insanlar görebiliriz! 

  • Günümüzde yoga eğitmenliği çok popüler ve sanki herkes yoga eğitmeni oldu... Bir yoga dersine girerken eğitmenin yeterli olup olmadığını  anlamak için nelere dikkat edebiliriz?

 Evet, insanların yoga’ya ilgisinin artması ile yoga eğitmenliği için ekstra ihtiyaç da doğdu.  Bir  yoga dersine girmeden, derse rehperlik edecek eğitmenin altyapısına,  yeterlilik belgelerine ve eğitimine bakmak önemlidir. Yoga Alliance sertifikası  yoga okulları için standart oluşturmuş uluslararası bir organizasyondur. Bu sertifikaya sahip eğitmenler standart bir eğitimden geçmiş olurlar ve ders verme bilgisine sahiptirler.

Genel olarak yoga dersi esnasında eğitmenin kendi yaptığı poza mı odaklandığını, yoksa öğrencilerin yaptığı pozlara mı dikkat ettiğine bakarak doğru seçimi yapabilirsiniz. Duruşlar, uygulamalar ve dersin genel akışı ile ilgili olan ve sınıf ile bütünleşen ve rahat ve keyifli bir ortam oluşturan bir eğitmen istersiniz. Çok şanslıyız ki, artık o kadar çok yoga eğitmeni var ki, muhakkak içlerinden ihtiyaçlarınıza karşılık verecek ve titreşimi ile uyum sağlayacak bir eğitmen bulabilirsiniz.

Yoga dersinden kendinizi iyi ve mutlu hissederek ayrıldığınızda, o eğitmenin sizin için uygun yoga öğretmeni olduğunu bilirsiniz. Ve sürekli olarak tek bir öğretmenin sınıfına değil, bir kaç farklı yoga eğitmeninin derslerine devam etmek önereceğim en uygun olanıdır… Biz bunu Amerika’da çapraz eğitim olarak görürüz.

 

  • Ne tip meditasyon tekniklerini tavsiye edersiniz?

           Meditasyon hayatımı  gerçektende değiştirdi. Yaşamı algılayışım, hislerim ve yaşam tarzım konusunda meditasyon bende köklü değişiklikler yarattı.

Benim düzenli olarak uyguladığım ve öğrettiğim teknik Mantra Meditasyonudur. Tüm meditasyon teknikleri içerisinde mantra tekniklerini hem en basit ve  hem de en etkili araç olarak deneyimledim.

Mantra Sanskritçe bir kelimedir; Man akıl anlamındadır, Tra ise araç demektir. Yani mantra aklın aracıdır; zihni sakinleştirmek ve yatıştırmak için kullandığımız bir araçtır.

Düşünebilen herkes mantra meditasyonlarını uygulayabilir; meditasyon kesinlikle dini bir ritüel değildir. Zihinzel sağlığımıız korumak için kullandığımız bir metottur. Bir çok meditasyon öğretmeni, meditasyon kitapları ve rehperli meditasyon CD’lerini bulabilirsiniz. Ama ben ilk olarak özellikle birebir dersine gireceğiniz, işinin ehli bir  meditasyon eğitmeni ile bu uygulamaya başlamanızı öneririm. Sonuçta meditasyon eğitimini bir defa alır ve yaşam boyu kendi kendinize uygularsınız. Eğer iyi bir eğitim almazsanız muhtemelen yapamadığınızı düşünüp bırakabilirsiniz.

Meditasyonun nasıl yapılacağı konusunda rehberlik eden bir kitabım ve DVD’im var; ismi “Breath, Move, Meditate” Daha fazla bilgi için web sitemi ziyaret edebilirsiniz: www.ClaireDiab.com.

 

  • Uluslararası çok büyük şirketlerde wellbeing programları yürütüyorsunuz. Kurumlarda çalışanlar sizden ne bekliyor? Şirketlerdeki deneyimleriniz nelerdir? 

Şirketlerde yoga tekniklerini kullanarak evde ve ofiste sağlıklı ve dengede olmayı sağlayan yaşam tarzını öğretiyorum. Katılımcılar genelde ofiste fiziksel ve zihinsel sağlık için gündelik öneriler ile evde uygulamak için rahatlama tekniklerini öğrenmek istiyorlar. Masa başında otururken uygun omurga duruşundan, ayak yerleşimine, çenenin ve omuzların rahat durmasına kadar detaylı ve konforlu oturuş pozisyonlarını öğretiyorum.  Çalışanları basit meditasyon teknikleri ile zihni sakinleştirme ve nefes tekniklerinin uygulanacağı kısa molalar konusunda eğitiyoruz. Zihne ve bedene bu teknikler aracılığıyla özen gösterilmesi, evde ve ofiste iyi olma hissini yaratarak, genel olarak üretkenlik ve yaratıcılığı yükseltiyor. Ayrıca insanlara iç ve dış dengeyi kurarak, bunu sürdürülebilir kılmayı da öğretiyoruz. Denge sürüdülebilir olduğunda hem işte, hem özel hayata etrafınızdaki herkes ile çok daha besleyici ve iyi işlişkiler kurukuyor. Bu da şirketlerde genel başarı ivmesini yükselten en önemli etkenleren  bir tanesi...

 Şirketlerde wellbeing programı her zaman büyük bir keyifle yürütüyorum.  Çalışanlar ofisin dışındaki yaşamlarında da pozitif bir değişikliğe kolayca çevrilen ve hem iş, hemde özel yaşamlarını besleyen bu tür basit ve güçlü teknikler öğrenmekten çok mutlular.

 

  • Yoga eğitmenliğinin ve şirketlerde yürüttüğünüz wellbeing programlarının yanısıra, dünyaca ünlü New York İtfaiye ekiplerine de eğitmler veriyor va hatta genel web siteleri Firelife.com’da köşe yazarısınız. Bu eğitimelr ve yazılarınıdaki önerilerinizle ilgili nasıl geri bildirimler alıyorsunuz? Farklı meslek gruplarına da benzer programlar uygulamayı düşünür müsünüz?

 İtfaiyecilerden geri bildirim gerçekten benim için bile şaşırtıcı oldu! İnsanlar sağlık ve zindelik üzerine kısa ve öz eğitimler ile yazıları seviyor ve çok yardımcı buluyorlar.

 Birçok farklı meslek grubuna bu tarz eğitimler vermekteyiz;  lise öğretmenleri, fizik terapistleri, atletler, hemşireler, doktorlar, avukatlar, polis memurları, muhasebeciler, emlakçılar... Herkes yaşamda denge arayışı içerisinde ve bu arayış meslek gözetmiyor. Tabii ki özellikle ekstra stersli olan mesleki gruplarda bu ihtiyaç ve talep çok daha fazla..

 

  • 25 yıldır hem Chopra Center’da, hem New Jersey’deki merkeziniz “American Yoca Academy”de yürüttüğünüz eğitim programları ve yoga derslerini dikkate alırsak, yoga dünyada hızla  popülerleşiyor mu? Yoga ile ilgili insanların zihinlerinde ne değişti?

 Daha öncede belirttiğim gibi yoga çok popüler oldu. Yoga eğitmenlik eğitimlerine katılımıc sayısı her sene adeta katlanarak artıyor. Hatta Seton Hall Üniversitesi’nde “Asian Studies” profesörü olarak ders verdiğim “Yoganın Felsefesi” dersi için son 8 yıl içinde nerdeyse kampüsteki en popüler sınıf oldu diyebilirim. Öğrenciler 18-25 yaş aralığındalar ve yoga yaşam felsefesini seviyorlar! Bu ders onlara hayatlarında yeni bir perspektif kazandırıyor ve zor zamanların büyümeye, dönüşüme ve fırsata nasıl dönüştürüleceğini gösteriyor.

 Yoga ile ilgili insanların zihinlerinde değişmeye başlayan konu yoganın sadece bedensel pozlardan ibaret olmadığı,  duruşlardan çok daha fazlasını, daha önce deneyimlemedikleri bir farkındalık ve iyilik halini sağladığıdır. Yoga, farkındalık içerinde yemek yemekten, daha sevgi dolu ve şefkatli olmaya ve birbirimizi olduğu gibi kabul etmeye  kadar hayatımızı bütününde nasıl yaşadığımızdır. Yoga sadece kendi fiziksel pratiğiniz ve uygulamanız değildir; öğrenciler arkadaşlık geliştirmeye başlarlar. Yoga birliktir,  bütünlük halini oluşturan bir alan yaratır. Benzer fikirli yeni arkadaşlarla buluşma yeridir. Ayrıca yoga çok eğlencelidir!

  •  Sağlığın, zindeliğin ve başarının doğru anlamı nedir? Nasıl sağlıklı ve iyi olabiliriz?

              Her zaman “Sağlığınız sizin Zenginliğinizdir” derim! Sağlıklı olmak güçlü, enerjik ve mutlu hissetmektir. Sağlıklı olmak sabah kalktığınızda hayata coşku ile uyanmaktır!

Sağlık sadece güçlü esnek bedene sahip olmak demek değildir, o aynı zamanda akıl sağlığıdır. Zihinsel dinginliğe ve yaratıcı özgürlüğe sahip olmaktır. Bu birleşim gece deliksiz uyumamızı sağlar. Bu ikisinde denge ve uyum yarattığınızda gerçek başarıya ulaşılır.

Başarı sadece maddesel kazımlarla ölçülemz; başarı sağlığı, enerjiyi, tatmin edici ilişkileri ve psikolojik dengeyi ve bütünsel iyi hissetmenin her halini içinde barındırır. Başarı bir yolculuktur, bir varış noktası değildir. Maddi bolluk buradaki yolculuğumuzu daha eğlenceli kılar fakat gerçek başarı yukarıdakilerin hepsinin toplamından meydana gelir.

 Bedeninizi, zihninizi ve ruhunuzu besleyerek ve özen göstererek sağlıklı ve iyi olabilirsiniz. Yoga yaparak; farkındalıkla beslenerek, bedeni sizin için zevk alabilir bir şekilde hareket ettirerek; nefes alma, rahatlama ve meditasyon aracılığıyla zihni sakinleştirerek kaygısız bir iç huzur yaratabilir ve kendimizi içsel ve dışsal olarak daha dengeli hissetmeye başlarız. İç dünyanızdaki şey…dış dünyanız olur. 

Röportaj başında da dediğim gibi sağlık&zindelik ve başarı hayatınıza yıllar ekleme ile ilgili değildir. Bu yıllarınıza hayat ekleme ile ilgilidir! Yolculuğunuzun tadını çıkarın! 

  • Bundan 4 yıl önce İstanbul’da  sizin için bir etkinlik düzenlemiştim. Türkiye’ye gene gelmeyi düşünüyor musunuz? 

Biliyorsun, aslında büyükbabam İstanbul’da doğmuş ama ben ilk defa bundan 4 yıl önce senin davetin üzerine babamla birlikte Paris’ten Orient Express ile İstanbul’a gelmiştim ve bu Türkiye’ye ilk gelişimdi.

İstanbul’u ve insanların sıcaklığını, yaşama bakışınızı çok sevmiştim. Son zamanlarda medyada çıkan haberler ile toplumsal sağduyunuzu kaybetmeyeceğinize inanıyorum ve evet, İstanbul’a tekrar gelmek üzere planlar yapıyorum.


www.americanyogaacademy.com

Beyin Nöroplastisitesi Nedir? Yaşamımızı Nasıl Etkiler?

Meditasyon entellektüel bir uygulama olmadığı halde, zihnimizin bu tekniği ve etkilerini ayrıntısı ile bilimsel açıdan anlaması ve ikna olması pratiğin sürdürülebilirliği açısından son derece önemlidir.

Meditasyonun beden, zihin ve ruh sağlığımız üzerindeki olumlu etkileri uluslararası saygınlığı olan birçok bilimsel araştırma ile kanıtlanmıştır.

Meditasyon Yaparak Beyninizi GüçlendirinHarvard Tıp Fakültesi, Massachusetts Institute of Technology, Yale Üniversitesi, Massachusettes  General Hospital’a bağlı olan "Benson-Henry Beden ve Zihin Tıbbı Enstitüsü" gibi bilim dünyasındaki önemli kurumlarca yapılan bu araştırmaların bir çoğu nöro-plastisite değişimini kanıtlayan araştırmalardır. Bu araştırmalara göre düzenli meditasyon ile beyindeki nöronların birbirleri ile bağlantı şekilleri ve ilişkileri evrimleşme yönünde hızlı bir değişim göstermekte ve bununla beraber beynin kimyası da değişmektedir. Yani düzenli meditasyon zihnimizin çalışma şeklini değiştirmektedir.

Plastisite terimi yunancada “plaistikos” kelimesinden kaynaklanır ve biçimlendirmek, şekil vermek anlamına gelir. Nöroplastisite özetle merkezi sinir sisteminin çevresel değişimlere uyum gösterebilme yeteneğidir. Nöraplastisite beynin öğrenme, unutma ve hatırlama yeteneklerine işaret ederek, beyindeki nöronlar ve oluşturdukları sinapsların vücudun içinden ve dışından gelen uyaranlara bağlı olarak gösterdikleri yapısalsal ve işlevsel değişiklikleri kapsar.

Nöraplastisite sürecinde, uyarılan bir nöron çevresindeki diğer nöronları uyararak, onlarda da plastik değişimlere sebep olmaktadır.

Stres, Nöroplastisite ve Fiziksel & Zihinsel Hastalıkların Oluşumu

Meditasyon ile ilgili bilimsel saygınlığı olan kurumlarca yapılan klinik araştırmalar neticelerine göre  depresyonun oluşumunda beynin nöroplastisite kapasitesindeki yetersizliğin rol oynadığı oldukça önem kazanmıştır.

Stres, santral sinir sistemini etkileyen en önemli uyaranlardan birisidir. Kronik stres altında beynin uyum gösterme yeteneğinde çeşitli düzeylerde yetersizlik oluşabilir. Böyle bir yetersizlik nöronlarda olumsuz yeniden yapılanma sonucu başta depresyon olmak üzere çeşitli hastalıklara yol açabilmektedir.

MeditasyonBeyinde nöroplastik değişikliklerin görüldüğü başlıca bölgeler korteks, septum, amigdala ve hipokampustur. Hippokampüs limbik sistemin bir parçası olup duygu, hareket ve hafıza gibi birçok işlevin genel merkezidir. Hipokampüs öğrenme ve bellek gibi bilişsel işlevler için sürekli olarak yeni nöronlar üretir. Hipokampüs, fazla sayıda adrenal steroid reseptörü içerir ve stres hormonlarının etkilerine oldukça duyarlıdır. Kronik stresin beyinde sinyal ileti yolaklarında bozulmaya neden olarak nöroplastisiteyi etkilediği, hipokampüste nöronal atrofi ve hücre ölümüne yol açtığı gösterilmiştir. Ayrıca stres, hipokampüste nöronların hayatta kalabilmelerini ve çoğalmalarını da baskılayabilir. Özetle stres nöral kök hücre oluşumunu ve sinaptik plastisiteyi olumsuz olarak etkileyen en önemli etkendir.

Tüm bu veriler ışığında yapılan klinik araştırmalar neticesinde düzenli meditasyon yapan insanların stres ile çok daha rahat baş edebildikleri ve stresli durumlar içerisindeyken meditasyon yapmadıkları dönemle karşılaştırıldığında eskisi gibi etkilenmedikleri gözlemlenmektedir. İşte bu sebep ile meditasyon  bilim otoriteleri tarafından  yüzyılımızda bilinen en etkin Strese Karşı Panzehir uygulaması olarak adlandırılmaktadır.

Düzenli meditasyon sayesinde yaşanan bilinç açılımları kişilere daha sağlıklı bir beden, daha sevgi dolu ilişkiler, büyük başarılar, koşulsuz huzur alanları ve ruhani bir uyanış sağlamaktadır. Meditasyonla içimize yapacağımız keşif sayesinde yaratıcılığımız, şifalanmamız ve dönüşüm sürecimiz uyanır; gerçek doğamızı keşfederek, yaşamlarımızda bütünlük hafızasının yeniden canlanmasına olanak veririz.
 
Meditasyon bizi şüphe, kaygı ve yargılamaların yarattığı zihinsel hapislerden kurtararak, yükselmiş bilinç seviyelerinin sağladığı o dingin alana götürür. O alanda gerçek tabiatımız olan huzuru, an’da yaşamayı  ve yüksek yaratıcılık niteliğimizi tekrar hatırlarız.
 
Günde iki sefer yarımşar saatten uygulayacağımız Primordiyal Sesler Meditasyonu, çok etkili bir mantra meditasyon tekniği olup, yaşamlarımıza denge, şifa ve dönüşümü getirecek olan bütünlüğü, tamlık hissini deneyimlememize olanak verir.

Yaşamımızı her manada olumlu yönde etkileyecek, entellektüel zekamızın anlam veremeyeceği şekilde hayatlarımızı dönüştürecek, uygulaması son derece basit bu tekniği öğrenmek ister misiniz?


Kaynakça:

1. Super Brain – Deepak Chopra & Rudolp Tanzi / Thorndike Press
2. Lazar, S. W., Kerr, C. E., Wasserman, R. H., Gray, J. R., Greve, D. N., Treadway, M. T.,& Fischl, B. (2005). Meditation experience is associated with increased cortical thickness. Neuroreport, 16(17), 1893-1897
3. Vestergaard-Poulsen, P., van Beek, M., Skewes, J., Bjarkam, C. R., Stubberup, M., Bertelsen, J., & Roepstorff, A. (2009). Long-term meditation is associated with increased gray matter density in the brain stem. Neuroreport, 20(2), 170-174.   
4. Luders, E., Toga, A. W., Lepore, N., & Gaser, C. (2009). The underlying anatomical correlates of long-term meditation: larger hippocampal and frontal volumes of gray matter. Neuroimage, 45(3), 672-678.
5. Hölzel, B. K., Carmody, J., Vangel, M., Congleton, C., Yerramsetti, S. M., Gard, T., & Lazar, S. W. (2011). Mindfulness practice leads to increases in regional brain gray matter density. Psychiatry Research: Neuroimaging, 191(1), 36-43.
6. Tang, Y. Y., Lu, Q., Fan, M., Yang, Y., & Posner, M. I. (2012). Mechanisms of white matter changes induced by meditation. Proceedings of the National Academy of Sciences, 109(26), 10570-10574.
Yaşlanmayı Durdurun!

Amerika’nın en saygın doktorlarından Dr. Dean Ornish dersimize ilk girdiği zaman yaptığı giriş hepimizi şok etmişti. Tam tamına şöyle demişti: Taşıdığınız genler kaderiniz değildir. Uzun vadeli yaşam tarzı değişiklikleri ile genetik yapınızı değiştirebilirsiniz!

Yaşam Tarzı değişikliği de ne demekti ?

Dünyanın en saygın bilim kurumlarınca yapılan klinik araştırma neticelerine göre vücudumuzda bulunan yaklaşık 100 trilyon hücrenin %98’i bir yıl içinde tamamen yenileniyor. Yani bir sene boyunca yaşam tarzınızda yediklerinizden, uyku saatinize, egzersiz yoğunluğunuzdan uyguladığınız stres yönetimi tekniklerine, zihninizi dinlendirmeye ayıracağınız zaman diliminden sevdiğiniz şeyleri yapmak için ve sevdiklerinizle birlikte olmaya yarattığınız fırsatlara kadar tüm seçimlerimiz bedenimizin ve zihnimizin biyolojik saatini ve genlerimizi direk olarak etkiliyor.

Yaslanmaya Karsi MeditasyonKapsamlı bir yaşam tarzı değişikliği; koroner kalp rahatsızlarından, erken tanı koyulmuş prostat kanserine, şeker hastalığından obeziteye, yüksek kolesterolden göğüs kanserine, bölgesel yangılardan stres kaynaklı oksidatif oluşumlara ve muhtelif kronik rahatsızlıkları durdurarak, süreci tersine çevirebiliyor.

Klinik araştırmalarda sadece 3 ay boyunca bile uygulanan bu yaşam tarzı değişikliklerinin 500 farklı gen’de yararlı dönüşüm sağladığı kanıtlanmış. Genel olarak hastalık önleyici genler artarken, hastalığı teşvik eden genlerin azaldığı gözlemlenmiş. Ve en önemli bulgulardan birisi ise telomer’lerin uzaması.

Hücrenin ve organizmaların yaşlanmasını tetikleyen bir yapı taşı olan telomer, kromozomların en uç kısımlarına verilen addır. Araştırmalar telomer’lerin yaşam süresini belirleyen karar vericilerden biri olduğunu göstermektedir. Hücrenin her bölünmesinde ve hücre yaşlandıkça telomerler kısalır. Telomerler kısaldıkça hücrelerin bölünmesi ve kendini yenileme ve tamir etme süreci zorlaşır ve hatta durur ve yenilenemeyen hücreler ölür. Yani telomer kısalması yaşlanmaya bağlı hastalıkların ortaya çıkması demek oluyor.

Yeni doğan bir bebekte telomerler oldukça uzunken, 70 yaşındaki bir insanda epey kısadır. Bu klinik araştırmalar çerçevesinde telomer uzunluğunu ve telomerlerin kısalma oranını etkileyen temel faktörlerin yaşanılan çevre ve yaşam tarzı olduğu kanıtlanmıştır. Sigara, stres, aşırı kilo, egzersiz yoksunluğu, kalitesiz uyku ve inflamasyona yol açan ya da oksidatif stresi artıran karbonhidratlar, şekerli maddeler, işlem görmüş her türlü katı ve sıvı besin maddesi, asitli içecekler, yapay tatlandırıcılar, trans ve doymuş yağlar ağırlıklı sağlıksız beslenme şekli telomer boyunun kısalmasına yol açan telomeraz enziminin salgılanmasını baskılar ve böylece telomer uzayamaz ve bu biyolojik yaşlanmayı direk etkilemektedir.

Anti AgingDolayısı ile telomerlerin uzunluğu veya kısalığı bir insanın ne kadar hızlı yaşlandığının en doğru göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu şekilde insanın biyolojik yaşının, kronolojik yaşından daha fazla olup olmadığı anlaşılabiliniyor. İşte bu araştırmalar neticesinde sadece 3 aylık kapsamlı bir yaşam değişikliği sonrasında telomer’lerin yaklaşık %30 oranında uzadığı tespit edilmiş.

Şimdi size bu ana yaşam değişikliklerinin hangi konularda olması gerektiğini örnekle-yerek, hem yaşlanma sürecini oldukça yavaşlatan, hem daha zinde, daha sağlıklı ve daha mutlu bir yaşamı beraberinde getiren, hem de potansiyel sağlık harcamalarını ciddi olarak azaltan ilham verici bazı önerilerde bulunmak istiyorum;

Beslenme biçiminizi yaşam tarzınıza en uygun ve sürdürebilir ve aynı zamanda sizi mutlu edecek şekilde yapılandırın:

Asla soframda şunlar yer almamalı diye kendinizi kesinlikle şartlandırmayın. Şartlandırmalar ve katı diyetler sadece kıtlık bilinci yaratır ve irade kaybedildiği andan itibaren Yasaklar Listesinde olan gıdalar istemsiz şekilde aşırı olarak tüketilir. Bu sebep ile beslenirken daha çok vücudunuzun ihtiyaçlarını dinlemeyi öğrenmeli ve elbette ara sıra tadını bildiğimiz için canımızın çektiği işlenmiş gıdaları da, nefsimizi körleştirmek için son derece ölçülü olarak tüketebiliriz.

Her menünüzde gökkuşağının tüm renklerini barındırmaya, soğuk gıda ve sıvıları ana yemeklerle eşzamanlı tüketmemeye, mevsim sebze ve meyveleri tüketimine ve en önemlisi bu boyuttaki varlığınızın ana mekanizması olan fiziksel bedeninizi ölçülü ve dengeli bir şekilde beslemeye özen gösterin.

Sindirim Sisteminin Önemi:

Sindirim Sistemi yani Enterik Sistem bedenimizin ikinci beynidir. Sindirim Sistemimizde sadece yediklerimiz değil, tüm duygu, düşünce, inanç kalıpları vs. de sindirilmektedir. Sağlıklı bir sindirim sisteminden her gün düzenli olarak en az bir defa dışarı çıkıldığı takdirde bahsedilebilinir. Eğer her gün bağırsaklarınız çalışmıyor, kronik kabızlık çekiyor, 2 günde bir ya da daha uzun aralıklarda dışarı çıkılıyor ise, sindirim sisteminizi en acil şekilde dengelenmesi gerekmektedir. Bu dengelemeyi sentetik içerikli haplardan ziyade beslenme biçiminizi değiştirerek ve sindirimi destekleyici baharatlar kullanarak yapmanızı öneririm. Ayrıca kronik kabızlık çeken danışanlarımıza uygulattırdığımız son derece basit ve etkili nefes teknikleri bulunmaktadır. Unutmayın doğru meditasyon ve nefes teknikleri yaşamınızın her alanında harmoni ve balans yaratan uygulamalardır.

Sağlık ve Mutluluk Hormonları Aktivasyonu için Hareket Edin:

Bedeni strese sokmayan, düzenli olarak yapılan, orta ölçekte egzersizlerin genel sağlık ve mutluluk hormonları salgılamasının en önemli tetikleyicilerinden olduğunu biliyoruz. Kalbi strese sokan ve çok fazla adrenalin salgılatan ağır fiziksel aktiviteler dışında doğal sularda yüzme ve doğada yapılacak yürüyüş tarzı egzersizler ile özellikle omurilik sağlığına yönelik yoga, pilates ve stretching egzersizleri tüm bedenlerimizde denge sağlayıcı uygulamalardır. Unutmayın omurgamız kadar sağlıklı ve genciz! Omurilik sağlığı ve sağlıklı bir kas ve iskelet sistemi bedenimizin temel taşlarıdır. Bunun için haftada en az 2 defa 1’er saatlik omurilik sağlığına yönelik bir egzersiz yapmanızı öneririm.

Kaliteli Uyku:

Fiziksel ve zihinsel bedenimizin kendini yenilemesi, gün boyunca yıpranan hücrelerin kendini tamir etmesi, fizik bedende biriken toksinlerin ve zihin bedende hazmedilemeyen negatif duygu ve düşüncelerin tahliyesi için bedenin gece ortalama 10.30’dan itibaren, 6 ila 8 saat arasında kaliteli bir uykuya ihtiyacı vardır. Eğer uykusuzluk çekiyorsanız bu büyük ihtimalle zihninizdeki düşüncelerin size izin vermemesinden kaynaklıdır. Bu problemi meditasyon ve nefes teknikleri ile rahatlıkla çözebilirsiniz. Bunun için seminerlerimize başvurabilirsiniz.

Stres Yönetimi Teknikleri:

Yüzyılımızda stres bilimadamları tarafından birçok hastalığın en önemli nedeni olarak gösterilmektedir. Gün içerisinde sık sık strese girildiğinde çoğunlukla hayatta kalmamızı sağlayan uyarıcı sistemimiz ve bir nevi gaz verme mekanizmamız olan Sempatik Sinir Sistemi devrede olur. Bu durumda vücudun kendi kendini tamir etme mekanizmalarını devreye sokan, verilen gazı frenleyici Parasempatik Sinir Sistemi randımanlı olarak görev başına gelip, çalışamaz. Dolayısıyla gevşeme ve dinginlik oluşamaz ve sinir sistemleri arasındaki bu dengesiz durum aylar ve yıllarca devam ettiği takdirde hem fiziksel, hem de zihinsel rahatsızlıklar baş göstermeye başlar.

Bilimadamları gündelik rutine oturtulan meditasyon ve nefes teknikleri aracılığı ile Merkezi Sinir Sisteminin rahatlıkla ve basitlikle dengeleneceğini belirterek, özellikle hergün 30 dakikalık meditasyon uygulamasının telomer’lerin uzamasını sağlaması dışında, beyin nöroplastisitesi de yaptığını belirterek, hepimizin hayatına gündelik olarak bu tarz farkındalık egzersizlerinin kesinlikle yerleştirilmesi gerekliliğini önemle belirtiyorlar.

Esenlikle kalınız,
Ayurvedik Yaşam Eğitmeni - N. Ebru Şinik

Stres Kaynaklı Hastalıklara Karşı Panzehir: Meditasyon

Stres Kaynaklı Hastalıklara Karşı Panzehir: Meditasyon


Meditasyon, bilimsel bir zihni dinlendirme tekniği, derin bir şifalandirma yöntemi ve bedenin kendi içsel aklının yeniden keşfedilmesinin bir yoludur. Bütünsel zindeliğimizi ( Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü) deneyimlemenin, hepimizin içinde yer alan mutlak huzur ve mutluluk alanımızın ve içsel sessizliğimizi keşfin en doğrudan ve basit yolu meditasyon’dur.

Meditasyon zihnimiz ile yapabileceğimiz bir aktivite, bir entellektüel süreç olmadığı halde,  bu tekniği ve etkilerini rasyonel aklımızla da ayrıntılarıyla anlamak, zihnimizin uygulamanın getirdiği yararlarla ilgili ikna olması için kesinlikle önemlidir. Bu sebep ile meditasyonun fiziksel, zihinsel ve duygusal sağlığımıza yönelik faydalarının bilimsel dayanaklarla açıklanması büyük önem arz etmektedir.

Meditasyonun beden, zihin ve ruh sağlığımız üzerindeki olumlu etkileri birçok bilimsel araştırma ile kanıtlanmıştır. Harvard Tıp Fakültesi, Massachusetts Institute of Technology, Yale Üniversitesi, Massachusettes  General Hospital’e bağlı olan ‘Benson-Henry Beden ve Zihin Tıbbı Enstitüsü’ vb.  gibi bilim dünyasındaki son derece saygın ve önemli kurumlarca yapılan bu araştırma neticelerinden yola çıkarak hazırladığım bu yazıda, bu araştırma metinlerinin bütününü incelemek isteyen okuyucuların Yükselen Çağ  web sitesi içerisinde yer alan Bilimsel Meditasyon Araştırmaları başlığı içine bakmalarını rica ederiz.

Bu araştırmalardan bir çoğu düzenli meditasyon sayesinde beyinde oluşan nöro-plastisite değişimini ve çağımızın en önemli hastalık kaynağı olan, stres kaynaklı hastalıklara karşı panzehir olarak uygulanan meditasyonun sağladığı yararları kanıtlayan araştırmalardır. Bu sebeple bilim dünyasında meditasyon uygulaması artık ‘Strese Karşı Panzehir’ olarak adlandırılmaktadır.

Bilimsel Meditasyon Araştırmaları Beyindeki nöro-plastisite değişimi, düzenli meditasyon ile beyindeki nöronların birbirleri ile bağlantı şekilleri ve ilişkilerinin evrimleşme yönünde hızlı bir değişim gösterdiği ve bununla beraber beynin kimyasınin da değiştiği anlamına gelmektedir. Yani meditasyon zihninizin hem kimyasal ve hem de  fiziksel yapısını ve zihnimizin çalışma şeklini değiştirerek, yüksek bilinç seviyelerine ulaşmakta anahtar görevi görmektedir.
Günümüzde hayatın ritmi geçen yüzyıllara nazaran her zamankinden hızlı ve atalarımıza göre çok daha fazla bilgi ve dış uyarıcının bombardımanı altında günlerimizi geçiriyoruz. Doğadan uzaklaşmış ve çoğunlukla betonlar içinde hayatlarımızı sürdürürken, neredeyse doğduğu andan itibaren stres yaşamaya başlayan özellikle büyük şehir insanını için gündelik hayatı içerisinde servisi kaçırmak, çocukların ev ödevlerinin yetiştirilmesi, acil toplantılara hazırlık ve bunlar gibi stres yaratabilecek binlerce konuyu saymakla bitiremeyiz. Yaşamın çok hızlanmış olduğu çağımızda şaşırtıcı olmayan bir biçimde artan sayıda kişi stres, endişeli hal, ego’nun yarattığı korkular, uykusuzluk ve kronik sağlık sorunlarından şikayetçi ve çoğumuz  zihnimizi sakinleştirmenin, zihni huzura kavuşturmanın yani dingin bir zihnin arayışı içindedir. Günümüzde doktorlar stresin birçok hastalığın başlıca sebeplerinden biri olduğunu söylümektedir. Her ne kadar meditasyonun kendi başına bir tedavi olarak düşünülmemesi gerekse de, yapılan bu araştırmalar meditasyonun birçok sağlık sorununa iyi geldiğini ortaya koymaktadır.
Strese girdiğimiz her seferinde vücudumuz fizyolojik olarak bir sürü tepki verir. Bu fiziksel ve zihinsel çağlayanlar bütününü bilimsel terminolojide ‘Savaş ve Kaç Tepkisi’ olarak adlandırıyoruz.

Strese girdiğimiz her  zaman; kalp atışlarımız hızlanır, kalbimize daha fazla kan pompalanır, kan basıncımız yükselir, oksijen tüketimimiz ve karbondioksit çıkışımız artar, terleme başlar, böbreküstü bezlerimiz stres hormonları olan adrenalin ve kortizol hormonları pompalamaya başlar, pankreasımız daha fazla glükoz, daha az insülin salgılamaya başlar, kan akışımızın büyük kısmı sindirim sistemi organları yerine kaslara doğru yolunu değiştirir, böbrek üstü bezleri stres hormonu salgılamasına başladığı için daha az büyüme hormonu ( DHEA / Anti-aging hormonu) salgılamaya başlar, bağışıklık sistemimiz bastırılmış bir duruma girer ve kan pıhtıları da yapışkan bir hal alır.

Beynimizin en ilkel bölgesinden gelen ve bedenimizin normalde kendini sadece ölümden korumak için vermesi gereken bu stres tepkileri ( Savaş ve Kaç Tepkisi ), çağımızda çoğunlukla bizi ölümden korumak ve hayatta kalabilmemize destek olmak için değil, herhangi bir arzu veya ihtiyacımız karşılanmadığı veya gururumuz veya ego’muz tehdit altında olduğu zaman, yani psikolojik sebeplerle oluşan stresler nedeniyle oluşur.  Gün içerisinde çok fazla stres yaşıyor isek, yaşadığımız bu fizyolojik değişikliklerin sıklığı bağışıklık sistemimizin zayıf düşmesine sebep olur ve  fiziksel sağlığımızı tehdit etmeye başlayarak ve bizlere bir dizi hastalıkların kapısını aralar.

Yaşanan bu fizyolojik değişiklikler ve sebep olduğu hastalıklar özetle aşağıda sıralanmıştır;

•    Kan basıncının yükselmesi; koroner kalp rahatsızlıklarına
•    Stres hormonu artışı; anksiyete, endişe, korku ve uykusuzluk yaşanmasına ve bağımlılıkların oluşmasına
•    Kan şekeri artışı; şeker hastalığı ve obeziteye
•    Sindirim sistemine yapılan sirkülasyonun azalması; sindirim bozukluklarına
•    Büyüme ve seks hormonlarının azalması; erken yaşlanmaya
•    Bağışıklık sisteminin zayıflaması; enfeksiyonlara açık olmaya ve kanser hücreleri oluşumu riskinin artışına
•    Yapışkan kan pıhtısı artışı; kalp krizi ve enfarktüs
gibi rahatsızlıkların oluşmasına sebebiyet vermektedir.

Meditasyon bu rahatsızlıkların önlenmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Çünkü düzenli meditasyon sayesinde bedenimizin verdiği bu stres tepkilerini telafi eden ve fizyolojik değerlerin normale döndüğü ve beden, zihin ve ruh sağlığımızı dengeleyen bir ‘Dingin Farkındalık’ durumuna kayarız. Meditasyon esnasında deneyimlediğimiz bu durum özellikle yaşadığımız yüzyılda her zamankinden çok daha değerlidir. Dingin Farkındalık, beden fiziksel olarak dinlenmedeyken, uyanık fakat sükunet içerisindeki bir zihinle birleşimi ifade etmektedir.
Bu duruma kaydığımızda fizyolojik olarak kalp atışlarımız yavaşlar ve kalbe daha az kan pompalanır, kan basıncımız normale döner, oksijen tüketimi ve karbondioksit çıkışımız artar, terleme azalır, böbrek üstü bezleri daha az adrenalin ve kortizol salgılamaya başlar, nefes alıp vermemiz normale döner, stres hormonları yerine yaşlanma karşıtı olan DHEA  (anti-aging) hormonu salgılaması başlar ve kan pıhtısı yapışkanlığı da normal seviyesine iner.

Düzenli meditasyon sayesinde kazanacağımız yüksek farkındalık hallerini tüm gün boyunca meditasyon uygulaması haricinde de sürdürebilme yeteneği kazanır ve karşılacağımız muhtemel stres yaratma potansiyeli olan olay ve/veya kişiler karşısında bu yeni şuur seviyemiz ile orantılı olarak, stres ile  rahatlıkla baş edebilme yeteneği kazanır  ve yukarıda bahsettiğimiz stres kaynaklı hastalıkları da kendimizden uzak tutma gücüne sahip oluruz.
Her gün düzenli meditasyon yaparak, zihnimize ve bedenimize huzuru, sükuneti, sakinliği ve dinginliği kazandırabilir ve böylelikle kendimiz ve kararlarımızdan etkilenen etrafımızdaki herkes için daha çok sevgi, memnuniyet ve tatminle dolu bir hayat yaratabiliriz. Nitekim yarım saat meditasyon yapmak tüm gece uyumaktan çok daha fazla psikolojik dinlenme sağlar.
‘Yükselen Çağ - Beden, Zihin ve Ruh Sağlığı Bütünlüğü Merkezi’ tarafından verilen Primordiyal Sesler Meditasyonu seminerleri sayesinde stres basitçe uygulanan bu teknik ile büyük ölçüde giderildiği için, zihnimiz ve vücudumuz dengelenerek, maksimum verimlilikte çalışmaya başlar ve zindelik halimiz, enerjimiz, yaratıcılığımız ve mutluluk halimiz her geçen gün artmaya başlar.
Meditasyonun sağladığı bu faydaların Harvard Tıp Fakültesi, Massachusetts Institute of Technology, Yale Üniversitesi, Massachusettes  General Hospital’e bağlı olan ‘Benson-Henry Beden ve Zihin Tıbbı Enstitüsü’ vb.  gibi bilim dünyasındaki son derece saygın ve önemli kurumlarca kanıtlanmış olduğu klinik araştırmalardan aşağıda bazı örnekler verilmiştir.
Dünyadaki en itibarlı teknik üniversitelerden biri olan Massachusetts Institute of  Technology  ve Harvard Üniversitesi nörologları tarafından yapılan ve 2011 Nisan’ında ‘Brain Research Bulletin’  isimli dergide yayınlanan araştırma sonuçlarına göre düzenli meditasyon kronik ağrıları olan hastalarda bu semptomların hafiflemesini sağlıyor ve ağrıları yatıştırarak, rahatlatıyor. Düzenli olarak sekiz hafta boyunca meditasyon yapan hastaların beyindeki alfa dalgalarının oluşmasını kontrollü bir şekilde sağladıkları kanıtlanmış. Beynimizdeki alfa dalgaları oluşumu mutluluk, saadet, şükran ve tatminlik hisleri uyandıran yüksek frekanslı birlik bilinci titreşimleridir. MIT nörologlarından Christopher Moore ve Harvard Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Catherine Kerr  ‘Araştırmaya katılan hastaların dikkatlerini odaklama yetenekleri ve bu konudaki farkındalıkları yükseliyor, böylece beyinlerindeki ağrılı alanlarda mahsur kalmadan, konsantrasyonlarını bilinçli olarak yönlendirebiliyorlar’ diyor.
Massachusetts General Hospital’da 20 yıldır yüksek tansiyon programları direktörlüğünde bulunan Dr. Randy Zusman uzun yıllar yazmış olduğu yüksek tansiyonu dengeleyen ilaç reçetelerinden sonra, Boston’da bulunan Benson-Henry Zihin ve Beden Sağlığı Enstitüsü ile beraber yürütmüş olduğu araştırmalardan sonra, yüksek tansiyon hastalarına reçete başında artık meditasyon uygulamasını öneriyor. İlk defa 30 sene önce kardiyalog Herbert Benson tarafından açıklanarak, Harvard Tıp Fakültesinde yüksek tansiyon hastalarına uygulattırılmaya başlanan düzenli meditasyon sayesinde kan basıncı somut bir biçimde düşüyor ve buna orantılı olarak yazılan ilaç miktarları da düşürülüyor.
Harvard Gazette’nin Ocak 2011 tarihli yayınında Harvard Tıp Fakültesi Psikoloji Ana Bilim Dalı öğretim üyelerinden Sara Lazar tarafından açıklanan, beyin yapılarının incelendiği Manyetik Rezonans sistemi ile yapılan bu klinik araştırma da iki deney grubu kullanılmış. Bu iki gruptan birisi meditasyon uygulamasına başlanmadan önceki iki hafta boyunca ve düzenli meditasyon yapıldığı sonraki sekiz hafta boyunca Manyetik Rezonans sisteminde inceleniyor. İkinci hiç meditasyon yapmamış olan grubunda aynı sürelerde MR’ları çekiliyor. Massachusetts Üniversitesi ‘Farkındalik Geliştirme Merkezi’ tarafından yürütülen bu klinik araştırma neticesinde öğrenme ve hafıza işlevinin direk bağlı olduğu,  ayrıca öz farkındalık hali, şefkat ve iç gözlem yapabilme yeteneği ile de ilişkilendirilen beyin hipokampındaki gri yapı yoğunluğunda yani sinir hücreleri bağlantıları ve ilişkilerinde artış yaşandığı tespit edilmiş. Nöro-plastisite denilen bu oluşum beynin kimyasının evrimleşme yönünde hızlandığı anlamına gelmekte. Hergün ortalama 27 dakika düzenli meditasyon yapan katılımcılar ile hiç meditasyon yapmayan katılımcıların neticeleri karşılaştırıldığında, meditasyon yapan grubun farkındalık testlerinde çok ciddi somut gelişim gösterdikleri belirlenmiş.
Yale News tarafından 2011 Kasım ayında yayınlanan başka bir araştırmaya göre deneyimli meditasyon uygulayıcıları, otizm ve şizofreni gibi psikiyatrik rahatsızlıklar, dalgınlık hali ve konsantrasyon bozukluğu ile ilişkili olan beyin bölgelerinin devre dışı bırakılmasını başarabiliyorlar. Psikiyatri Ana Bilim Dalı Profesörlerinden Judson A. Brewer  ‘Meditas-yonun farklı hastalıklara karşı fayda sağladığı kanıtlandı. Bunlar arasında sigara bırakmak gibi bağımlılıklardan özgürleşmek, kanser hücreleri ile başa çıkmak, alzheimer ve hatta sedef  haslağını dahi önlediği ispatlandı’ dedi.
Bu araştırmaların orjinal metinlerini incelemek isteyen okuyucularımızın ‘Yükselen Çağ’  web sitesi içerisinde yer alan ‘Bilimsel Meditasyon Araştırmaları’ başlığı içine bakmalarını rica ederiz.


Esenlikle kalınız,
Ayurvedik Yaşam Eğitmeni - N. Ebru Şinik